Görsel Hafızamdan Bir Akdeniz Evi
Hayali Akdeniz evlerine ilk tasarladığım eve bakıp kendime şunu sorgularken buldum;
Ben gerçekten böyle bir evde yaşayabilir miyim?
Ev çok yüksek tavanlıydı, hacimler büyüktü ve bana göre fazlasıyla boşluk hissi vardı. Ne o öyle otel lobisi gibi. Şu akdeniz evlerinde de genellikle daha avangard, daha koyu ve iddialı dekorasyonlar görmeye alışık olduğundan ben de bu evi biraz daha sadeleştirip kendime yaklaştırmaya çalıştım ama sonunda yine de “Yok ya, ben burada yaşayamam” dedim. 🙂
Sonra daha küçük, daha alçak tavanlı, daha sıcak bir ev düşünmeye başladım ve aklıma The Holiday filmi geldi.
Bu filmini izleyenler bilir; Kate Winslet’ın ( Iris Simpkins) yaşadığı o küçük İngiliz kır evinin ölçeğini ve insana verdiği hissi hep çok sevmişimdir. Bir İngiliz kır evi yapmak değil tabii niyetim. Benim merak ettiğim, o samimiyeti taşıyan küçük bir Akdeniz evi nasıl olurdu? Biraz yaşanmış, biraz katmanlı ama çok kalabalık olmayan bir ev…

Bu arada es geçmek olmaz; Hayali Evler’e başladıktan sonra kendimde başka bir şey daha fark ettim. Artık gittiğim, gezdiğim her yerde detaylara bakıyorum ve biraz sanatçı gibi araklıyorum. 🙂
Mesela bir yerde güzel bir sıva görüyorum, zihnime not ediyorum. No:184’te terracotta bir zemin görüyorum, “Tamam, bunu kullanırım” diyorum. Başka bir yerde kerpiç bir duvar görüyorum, kafamda hemen cevizle yan yana getiriyorum. Sevdiğim evlerde bir renk, başka bir yerde bir obje, bir otelde güzel bir malzeme… Kısacası hepsi zihnimde bir yerlere kaydoluyor. Bu ev de biraz böyle oluştu.

Lacivertten yine vazgeçmedim. Bu kez maviyi koltukta kullandım. Geçen yaz bir seramik sanatçısının evine gitmiştim ve bana kalırsa Bodrum’da gördüğüm en zarif ve zevkli evlerden biriydi. O yüzden bu evi tasarlarken hayalimde hep Mualla’nın evini canlandırıp stili biraz ona göre oluşturdum.
Geçen Threads’ta yaptığım Hayali Evler paylaşımının yorumlarında birkaç kişi de “Akdeniz evinde mutlaka el yapımı karolar, fayanslar olmalı” yorumunu görünce ben de bu kez onları alıştığımız yerde kullanmayı tercih etmedim.
Mutfakta, banyoda ya da zeminde değil; duvarda bir sanat işi gibi görmek istedim. Bu yüzden eve Tarık Kartal’ın seramik panolarını yerleştirdim. Seramiğin yalnızca işlevsel bir yüzey olmaktan çıkıp resimle ve mekânla ilişki kurması fikrini çok seviyorum. Tarık Kartal’ın işleri üzerine daha önce ayrıca bir yazı da yazmıştım, merak edenler onu da okuyabilir.
Yatak odasında ise ilk kez Barine ürünlerini kullandım. Barine’i çoğumuz internetten görüp biliyoruz ama Türkiye’deki ilk ve tek mağazasının Bodrum’da olması benim için küçük bir ayrıcalık gibi. Çünkü mağazaya sık sık uğrayabiliyorum; kumaşları, dokuları, renkleri ekrandan değil gerçekten görme ve ürünlere dokunma şansım oluyor. O yüzden parçaları seçip yerleştirirken olabildiğince doğal olmasını tercih ettim.

Uzun zamandır bakıyorum ama Hayali Evler’de ilk kez yatak odasına birkaç Barine parçası yerleştirebildim. Çünkü artık bu evleri tasarlarken yalnızca güzel görünen parçaları bir araya getirmekten çok, birbirleriyle nasıl konuşacaklarını düşünüyorum.
Tablo seçiminde de aynı şeyi yaptım. Duvarlarda çok şey söyleyen Tarık Kartal panoları varken yatak odasına bir başka güçlü iş eklemek yerine Wabi Sabi Arter’ den minimal bir çalışma seçtim. Birinin sesini yükselttiği yerde diğerinin biraz geri çekilmesi çok yerinde bir hareket değil mi?
Sanırım benim için küratöryel tarafı da tam burada başlıyor. Her sevdiğimi aynı eve doldurmak değil; neyin neyin yanında duracağına, hangi parçanın öne çıkacağına, hangisinin sessiz kalacağına karar vermek.
Aslında bu evleri sıfırdan icat etmiyorum. Gezdiğim yerlerden, girdiğim evlerden, mağazalardan, sanatçılardan, filmlerden, malzemelerden ve bazen de sizin yorumlarınızdan küçük küçük parçalar topluyorum. Sonra hepsini zihnimde yeniden bir araya getirip kendime aynı soruyu soruyorum:
“Peki ben burada yaşasaydım nasıl yapardım?”
Hayali Evler biraz da benim görsel hafızamın evlere dönüşmüş hali sanırım.
Ve merak ediyorum: sizin bir yerde görüp zihninize kaydettiğiniz ve “Bir gün evimde kesinlikle bunu kullanacağım” dediğiniz bir detay var mı?


