yaratıcılık

Bir İnsan Neden Yaratıcılığını Kaybeder?

Çoğu insan hayatının bir döneminde kendisiyle ilgili aynı şeyi söyler: “Eskiden daha yaratıcıydım.” Daha çok yazıyordum, hayal kuruyordum. Yeni şeyler denemek hoşuma gidiyordu. Şimdi gitgide canlılığımı, merak duygumu kaybettim.”

Peki ne oluyor da yaratıcı bireyler olmaktan vazgeçiyoruz? Yaratıcılık gerçekten kayboluyor mu? Yoksa biz onu besleyen kaynaklardan mı uzaklaşıyoruz?

Yaratıcılık Bir Kaynak Değil, Bir Ekosistemdir

Çoğu zaman yaratıcılığı kişisel bir özellik gibi düşünüyoruz. Sanki bazı insanlar yaratıcı doğuyor, bazıları doğmuyor. Oysa yaratıcılık çoğu zaman çevreyle kurduğumuz ilişkinin sonucunda ortaya çıkıyor

Ne okuduğumuz, ne dinlediğimiz. Kimlerle vakit geçirdiğimiz burada önemli bir rol oynuyor. Neleri deneyimleyip nelere maruz kaldığımız ise başka bir önemli detay. Nitekim yaratıcı zihin sürekli beslenmeye ihtiyaç duyuyor. Tıpkı bir bahçe gibi. Sulamadığınızda yok olmuyor ama bir süre sonra çiçek açmayı bırakıyor.

Bodrum’un Güzel Ama Zor Bir Ritmi Var

Eğriye eğri, doğruya doğru. Bodrum’un kendine özgü bir döngüsü var. Yaz aylarında her şey hızlanıyor. Takvimler doluyor, mekânlar kalabalıklaşıyor.Hayat sürekli hareket halinde.Sonra sezon bitiyor ve kalabalık çekilince tempo yavaş yavaş düşmeye başlıyor. Hal böyle olunca birçok insan ilk kez kendi sesiyle baş başa kalıyor.

Bana kalırsa tam bu noktada ilginç bir şey oluyor.İnsanlar sadece dinlenmeye değil, yeniden beslenmeye ihtiyaç duyduklarını fark ediyorlar. Çünkü yaratıcılık dediğimiz şey sadece hareketten beslenmiyor. Karşılaşmalardan da besleniyor.

Sanatçılar Neden Sürekli Beslenmek Zorundadır?

Bir müzisyen sadece müzik yaparak gelişmez, resam da sadece resim yaparak gelişmez.Bir yazar da sadece yazarak gelişmez.Hepimiz önce görürüz.

Dinleriz, okuruz, gezeriz, izleriz.

Açıkcası biz yaratıcı zihinler; etkilenmek, şaşırmak, merak etmek isteriz.

Ve aslında sanatın büyük kısmı üretmekten önce karşılaşmaktır. Çünkü yeni fikirler çoğu zaman masanın başında değil, hayatın içinde bulunur.

Bir sergide.

Bir tiyatro oyununda.

Bir konser sırasında.

Bir söyleşide.

Bir kitap kulübünde.

Kısacası başka insanların düşüncelerine temas ettiğimiz yerlerde.

İnsan Heyecanını Tek Başına Korumakta Zorlanır

Belki de yaratıcı yaşamın en az konuşulan tarafı bu.Heyecan sosyal bir duygudur. Bir şeylere heyecan duyan insanların arasında bulunduğunuzda siz de heyecanlanırsınız. Üreten insanlarla karşılaştığınızda siz de üretmek istersiniz. Yani yaratıcılık bulaşıcıdır, ki önümüzdeki günlerde bu konuya da değineceğim 🙂

Birinin yeni başladığını gördüğünüzde siz de cesaret bulursunuz. Bu yüzden yaratıcı topluluklar önemlidir. Çünkü bazen ilham bir kitapta değil, yan masadaki insanda bulunur. (Karşılaşırsak ekle beni)

Belki de Yaratıcılık Hatırlama Meselesidir

Yeni bir şey olmak değil mesele amaç eskiden bildiğin bir tarafını yeniden hatırlamak. Çocukken duyduğun merakı, bir zamanlar seni heyecanlandıran öğrenme şevkini mesela.İlk kez bir müzik duyduğunda hissettiğin duyguyu. Bir şey üretmenin verdiği tatmini.

İşte bu yüzden kültür ve sanat mekanları sadece etkinlik yapılan yerler olmaktan çok daha öte bana kalırsa. İnsanın kendisiyle yeniden karşılaştığı alanlardır. Bazen bütün değişim, bir sergi salonuna girmekle, bir atölye kapısından içeri adım atmakla ya da hiç tanımadığın insanlarla aynı oyunu izlemekle başlar. Çünkü yaratıcılık çoğu zaman öğrenilen bir şey değil, hatırlanan bir şeydir.

INSPERA’nın Sunduğu Şey Sadece Etkinlikler Değil

Bir sergi, tiyatro oyunu, atölye, konser ya da kitap kulübü.

Dışarıdan bakıldığında bunlar birbirinden bağımsız etkinlikler gibi görünebilir. Ama aslında hepsinin altında ortak bir amaç var: İnsanların yaratıcı yaşamla bağını canlı tutmak. Üstelik yıl boyunca, mevsimden bağımsız olarak.

Bu yüzden İlk durak: INSPERA

Burada sanat, yemek, kitap, müzik ve üretim aynı zeminde buluşuyor. Bir mekândan çok, bir karşılaşma alanı gibi.

Sizlere; düşünün, hissedin, yavaşlayın, paylaşın, sohbet edin, üretin, keşfedin, yorumlayın, rastlayın diye çok güzel bir seçki hazırladım. Daha çok yaşamın içine karışan küçük eylemler haritası da diyebiliriz.

Bazı deneyimler “bitmek” için değil, içinizde bir yere yerleşmek için vardır. Bu seri, tam da o yerleri hatırlamak için. 

Yaratıcılığın görünür olduğu, ilhamın çoğaldığı bir ay diliyoruz. 

Barış Güre, müzik, gastronomi, seyahat ve kültür-sanat dünyası arasında dolaşan çok yönlü bir içerik üreticisi ve kültür gözlemcisidir.