Işıl Işıl Tuba Yüksel

Yeni tanıştığım ve bohemlikle uzaktan yakından ilgisi olmayan bu tatlı insanlara hep soruyorum “Evinizi yeniden dekore edecek olsanız bu hangi stilde olurdu ?”diye. Daha bir kere kendi çizgilerinden ödün verip başka bir rüzgarın peşinden gitmek istediklerine denk gelmedim. Nedir bu kendinle barışık olmanın ve kabule geçmenin sırrı, bilmek istiyorum. Sorsam böyle “Hadi canım nereden çıkardın bunu, o senin güzel görüşünden.” falan derler. O kadar da mütevazi ve tatlı çünkü bu insanlar. Ve onlardan biri, tatlıların en tatlısı Tuba Yüksel’le siz de tanışın….

Kaçınız, günlerin kısalıp, havaların erkenden karardığı şu günler için heyecan duyuyor? Bu havaları daha başka seviyorum. Buram buram kokan bohem ruhumla pek bir örtüşüyor, dahası melankoliye de iyi geliyor. Ve şimdiden bu kış için hayaller kurmaya başladım bile. Mesela Ayda ile gerçekleştirdiğimiz röportajdan sonra evimden kek kokuları yükselirken, bitki çayım eşliğinde kendime bir diz battaniyesi örmek istiyorum bu kış. Yapamıyor olsam da, “mış gibi ” yapabilirim. Yapıyormuş gibi, yiyormuş gibi. Çünkü biliyorum ki ben bu kışın da ancak hayal ettiğim yaşamları yaşayanların hikayelerini yazıyor olurum. Tıpkı Tuba Yüksel’in tatlı hikayesi gibi….

Sevgili Tuba, bu camiada sweetelishome Profiline bakınca sanırsın ki ona hep yaz… Geçtiği her yere ışık saçmış olmalı, ki elinin değdiği her yer bir o kadar ferah, aydınlık ve huzur dolu. Işığı biraz da bana bulaşsın istiyorum ve heyecanla dinliyorum bu hikâyeyi, hepimize ilham olur umarım.

Yaşam stilini evine çok güzel adapte ettiğini görüyorum, nasıl başardın bunu?

Aslında her şey son dönemde bitkilerin dekorasyonda daha çok önem kazanmasıyla başladı diyebiliriz. Benim bitki sevgim bundan çok daha öncelerine dayanıyor, dedemden yadigar. Çocukluğumun en güzel günleri dedemin evinin bahçesinde geçti. Bahçenin bakımını özenle ve ilgiyle yapardı, benimse görevim çiçekleri sulamaktı. O günden beri süregelen bir alışkanlık bu. Zamanla kendi evimde bu şekilde evridi. Yeşil evlat sevgim, pastel tutkumla paralel gittiği için de kendiliğinden aydınlık bir hal aldı.

Hedeflerim, kurmaktan hiç bir zaman çekinmediğim hayallerimle birleşti .”

TUBA YÜKSEL

İş hayatına ara veren ya da veda eden azınlıkların sosyal medya aracılığı ile başlattığı girişimler beni hep heyecanlandırmıştır. Sizin hikayeniz nasıl başladı?

Kızım Elis’e hamile kaldığımda bebeğimi kendim büyütmeliyim isteği ağır bastı ve istifa ettim. Çalışırken de yapmaktan hoşlandığım “kendin yap” projelerine bu süreçte daha çok yer verdim. O dönemde belli aralıklarla yazdığım bir bloğum vardı, artık pek ilgilenemiyorum. (Bu sohbetin üzerine yazmayı ne kadar özlediğini itiraf ediyor 🙂 Bloğum ve sosyal medya aracılığıyla projelerimi paylaşıyorken yeni arkadaşlar da edindim. Birbirimize ilham kaynağı olduk. İyi ki olduk.

Evim dergisi için yapmış olduğunuz dönemsel projeleri ve benzeri projelerde fotoğraf stilistliği…. Bu süreçler bu tatlı tesadüflerin sonunda mı ortaya çıktı?

Kendin yap projeleri, fotoğraf çekmek ve bitkiler benim için sevmenin ötesinde gözüme, ruhuma, özüme ait bir tutku. Hedeflerim, kurmaktan hiç bir zaman çekinmediğim hayallerimle birleşti diyebiliriz. Yolum çok sevdiğim, çok değer verdiğim insanlarla kesişince ortaya çok değeri projeler çıktı. Evim dergisi ve Tuva yayıncılık gibi sektörde önde gelen firmaların projelerinde yer almak benim için çok keyifli olduğu kadar çok öğretici de oldu.

İlk “kendin yap”projesinde ne tasarlamıştınız mesela? Fikir ortaya çıkarken hangi faktörleri göz önünde bulundurmuştun?

İlk olarak boya projelerine merak salıp kızımın ham oyuncaklarını boyamıştım.  Dönüştürmek, el emeğimle ortaya çıkarttığım ürünleri kullanmak benim için çok kıymetli, dolayısıyla kendin yap projelerim de öyle. Yapmak istediklerimi not aldığım küçük bir defterim var. Kullanacağım malzemeler, alışveriş listem ilk olarak orada beliriyor. Genellikle, alternatif kullanım alanları ve malzeme seçenekleri sunmaya özen gösteriyorum. 

Peki kimyagerlik yaptığınız dönemde mesleğiniz ve yaşam biçiminizle ilgili arayışların var mıydı?

Mesleğimle ilgili hep arayış içindeydim. “Artık tamam kendimi buldum” desem de üzerine eklemek istediğim o kadar çok şey var ki. Aynı zamanda sepet örücüsüyüm. Bu alanda planlarım var gece gündüz benimle olan. Umarım en kısa sürede gerçekleşirler:)

Ev hayatınızın yaşam stilinizde rolü nedir peki? Dekore ederken sizinle ne kadar örtüştürebildiniz, ne kadar ruhunuzun ne kadarını yansıtabildin?

Kapıyı açıp evime girdiğimde içime çektiğim huzur benim dekorasyon anlayışımın ana öğesi. Tarzlardan bağımsız, rumuza iyi gelen ve bizi rahat kılan parçaları kullanmayı seviyorum. 

“Aslında şu tarz ürünleri çok seviyorum ama evime uymaz diye koleksiyonuma eklemekten kaçınıyorum” dediğin parçalar neler?

Evimizin şimdiki hali içime çok sindi sadece ekleyeceğim bir iki parça kaldı. Araştırmalardayım:)

Yeniden bir ev dekore edecek olsan bu nasıl bir ev olurdu?

Endüstriyel tasarımları çok seviyorum ancak şimdilik başka evlerde ve mekânlarda görmek beni mutlu ediyor. Sanırım bundan sonrak evimde de Tarz olarak değişikliğe uğramaz. bundan sonraki evimiz daha küçük olacak gibi gözüküyor:)

Editörün notu: Tuba, yaptığımız bu röportajdan sonra eski anıların dönmüş olmalı ki, yeniden bloğunda yazmaya karar verdi. Ve bir de arada sırada blogumuza konuk yazar olarak alacağız kendisini. Umarım onun bu tatlı hikâyesi her birimiz için ilham dolu olmuştur.

You Might Also Like

2 Comments

  • Avatar
    Reply
    Tuba
    Kasım 6, 2019 at 6:43 pm

    Çok keyifliydi🙏🏻 Kalemine sağlık🙏🏻❤️

  • Avatar
    Reply
    Emel
    Kasım 6, 2019 at 9:03 pm

    Bi çırpıda okuyu ruhuma değen yazılara bayılıyorum🍃 teşekkürler ve daha çok yaz 💫

  • Leave a Reply