Yanımızdan ayıramadıklarımız: Naif Şeyler

Denizdeki adalar gibiyiz, yüzeyde ayrı ama derinlerde birbirine bağlı…

William James

Şansu ile daha ilk buluşmamızda; bohem arayışlarımızdan, ne aradığımızı bilmeksiniz oradan oraya sürüklenip kaybolup gidişlerimizden bahsettik bir süre. Hayata karşı cevaplarını bulamadığımız soruları sormaktaki ısrarcılığımızın bizi dönüştürdüğü yanlarımızdan bahsettik. Aradığımız diğer yanımızından, eksik olan yanımızdan..

Sizi bilmem ama ben artık aradığım cevapları en çok sizin hikâyelerinizde buluyorum. Şansu ile yaptığımız söyleşide kendimden öyle çok ize rastlıyorum ki, yeryüzünde aynı dili konuşabildiğim tek insanı bulmuşum gibi seviniyorum ne yalan diyeyim. Nasıl bir frekansla birbirimize çekiliyoruz diye düşünmeye gerek yok, üstadın da dediği gibi; yüzeyde ayrı ama derinlerde birbirine bağlı… İşte bu bağ bizi birbirimize çekiyor bohem ruhlu insanlarım. Siz öyle olduğunu ancak onu bulduğunuz an hissediyorsunuz, bunu fark ettikten sonra da yanınızdan ayırmak istemiyorsunuz. Boho Living Art’ın dönüşüm yolculuğunda bizimle birlikte pek çok güzel projede yanımızda yer alacak Şansu’nun, bohem ruhlu hikâyesi ile tanışın.

Seni hep puslu, hüzünlü havalarda, dizinde battaniyen, elinde bitki çayın etamin işlerken falan hayal ediyorum. Sahi nasıl birisin biraz bahseder misin kendinden? 

Aslında doğru bir tespit 😊 İçimde naftalin kokan bir Şansu var. Temmuz doğumlu olmama rağmen benim için keyifli bir mevsim veya gün eşittir kapalı hava. Kendimi bildim bileli hep puslu , kapalı havalar ve ülkeler en çok sevdiklerimden. Müthiş güzel , dolu dolu bir çocukluk geçirdim. Sokakla ve hayvanlarla iç içe, korkmadan soru sorabildiğim, korkutulmadan ama saygı duymayı da öğrenerek büyütüldüğüm bir çocukluk…
Bu özgür bırakılma hali sayesinde hayalim olan Arkeolojiyi üniversitede okuyabildim.Biraz sabırsız ve çabuk sonuç almak isteyen , yapmayı planladığım işi anında hayata geçirmek için aksiyon alan biriyim. Sanırım bu sebeple akademik kariyer yerine iş hayatına atıldım ama tarih ve arkeoloji halen hayatımda. Her yaz veya uygun olan her tatil anında otele kapanmak yerine mutlaka ören yerlerini, müzeleri kapsayan gezilere çıkarız. İlk günkü kadar çok keyif veriyor bana.

Peki ne kadar bohem ruhlusun?

Aslında kendimi bildim bileli dışarıdan nasıl göründüğüm, nasıl yorumlandığım, kim ne der diye düşündüğüm tek bir an olmadı. Çok küçük yaşlardan itibaren giysilerimi kendim seçer, saçımı başkasına taratmazdım. Sanıyorum bundan dolayı bireysel beğenilerim ve seçimlerim, benim için çok daha önemli. Rahat hissetmek bana enerji veriyor, mutlu ediyor.

Sanat hayatının neresinde ya da var mı arayışların?

Anneanne terziydi, dikemediği tek bir parça hatırlamıyorum. Annem inanılmaz kalemi kuvvetli, tam bir kitap ve tarih bağımlısı. Dayım yağlıboya resim yapar. Ortam bu şekildeyken bana hem genetik olarak hem de sosyal olarak sanatın ve sanat sevgisinin bulaşmaması mümkün değildi. Arkeoloji okurken de kazılara katıldığım dönemlerde de odak noktam seramik ve heykel sanatıydı. Tezim de yine aynı konu üzerindeydi. Kan çekti derler ya hani, benim de öyle oldu. Yıllardır kendin yap ( DIY ) projelerine bakarım uygularım, evimi o şekilde dekore ettim. 5 sene önce ani şekilde babamı kaybettim. Her kayıp hele ki ani olanlar, maddesel olmasa da ruhsal olarak bir parçanızı kopartıyor. Ama yine bu dönemde daha fazla parçalanmamak için hayatıma ahşap boyamayı soktum. Annem zaten bu alanda epey bilgi sahibiydi, dersler veriyordu. Hem ona sorarak hem de içimden gelenleri dinleyerek epey yol aldım bu alanda.

Peki , “deniyorum ama hala daha istediğim noktada değilim” dediğin herhangi bir dal var mı?

Müzik en zayıf noktam ama en kalın çizgim de aynı zamanda. Her gün mutlaka birkaç parça dinler, dans eder güzel sesleri çokça kıskanırım. Hiçbir enstrüman kullanamasam da ciddi bir müzik arşivim vardır. Yelpaze geniş, Jazz da var Müzeyyen Senar da…Dans demişken lise dönemimde 4 senelik Kafkas Halk Dansları geçmişim de var. Seviyorum kısacası sanatı ve sanatı öğrenmeyi. Her dalını her şeklini.

Karantinanın yaratıcılığını keşfettiğin bir dönem olduğunu söyleyebilir misin peki?

İzolasyon süreci ruhsal olarak da fiziksel olarak da zorlu. Herkes kadar ben de etkileniyorum ama dediğim gibi ahşaplarım benim yine ikinci kez kurtarıcım oldu. Depresyon kuyularından çekip çıkartan bir kurtarıcı. Daha yoğun şekilde üretmeye başladım. Bazen sabaha karşı yatıyorum, sanki acelem varmış gibi saatlerce boyama yapıyorum.

En çok neler yaparak vakit geçirdin ve neleri fark ettin ?

Aslında utanarak ama dürüstçe söylüyorum; tüketmeden alışveriş yapmadan da oluyormuş. Bunu gerçekten fark ettim. Bu süreçten önce de zaten ev hayatını, evde olmayı çok severdim bu anlamda zorlanmadım ama annem ve dayımı görememek, karşılıklı kahve içememek doyasıya sarılamamak, en yakın arkadaşlarımın gözlerine bakıp sohbet edememek çok fazla yıprattı. Daha önce de bahsettiğim gibi eşim dışında evdeki her şeyi boyayıp dönüştürerek geçiriyorum zamanımı  : ) Satışa yeni ürünler ekliyorum, dekoratif ahşap panolar yani. Çok çok dizi izliyorum. Sadece uyku düzenim epey dengesizleşti ama sonra diyorum ki nereye neye yetişeceğim boşver Şansu

Bu süreç sana hangi anlamda iyi geldi? İyi ki dediklerin ya da keşke dediklerin oldu mu?

Tüketmemek anlamında bireysel bir iyilik oldu. Ama eminim dünya genelinde doğal kaynakları, hayvansal gıdaları umarsızca yok etmenin sonucu ufak da olsa artık anlaşılmıştır. İyi ki sevdiklerimle bu kadar güçlü bağlarım varmış, iyi ki ailem ve dostlarım ile sık sık görüşmüş, konuşmuş anılar biriktirmişim. Şu an o anılardan, güzel hatıralardan besleniyorum çünkü. Keşke dediğim iki konu var birisi çok tartışmaya açık biliyorum ama madem bana beni soruyorsun Esracım, neysem o olacağım. Keşke herkes vegan olabilse, hayvansal tüketim her alanda bitse. Keşke daha iyi insanlar olabilsek…

Ev hayatında ne gibi değişiklikleri dahil ettin?

Çok olmadı ben de eşim de çok evcimen insanlarız fakat kocaman bir fakat, ikimiz de yürüyüş yapmayı çok severiz. Şu an o noktada ciddi sorun yaşıyoruz. Her gün aralıksız yürüyüşe sokak hayvanlarını beslemek için çıkardık. Yine çıkıyoruz ama eskisi kadar uzun soluklu olamıyor. Bizim şöyle bir şansımız var, 5 senelik evliyiz ve bunun son 2 senesinde ikimizin de evden çalışarak geçirdiği bir dönem oldu. O yüzden evde bir arada tabiri caizse burun buruna olmak bizi sarsmadı & şaşırtmadı. Bu süreç, hayatıma Zoom Meeting’i dahil etti ilginç şekilde. Arkadaşlarımın yüzünü ancak görüntülü sohbetler ile görebiliyorum ne yazık ki.

Peki evinde seni en çok besleyen, en çok özgürleştiren şey, belki de yaratıcılığa yönlendiren bir nesnenin ya da cismin hikayesini anlatabilir misin bize?

Kedilerim ….6 taneler şimdilik. 5 sene boyunca hayatımdaki en güzel denk gelişler ile minik minik istila ettiler evimizi. Hepsiyle ortak noktamız ciddi bir hastalık sürecindeyken denk gelmiş olmamız aslında. Onların gözümün önünde iyileşmesi, büyümesi, huzur dolu uyumalarından daha güzel bir motivasyon olamaz benim için. Bir tanesi görme engelli, bir diğeri 350gr iken bulundu şimdi 2,5kg’lık aslan parçası oldu. Evimde gözümü açtığım ve kapadığım anlarda hep onlar var ve ruhum müthiş besleniyor.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply