Nihayet Selma Nigar

Selma’nın kumaşına dokunduğumda bir ipek kadar zarif olduğunu hissediyorum, naif ve hassas biri o. Aynı zamanda bir o kadar sıcakkanlı ve samimi. Konuştukça enerjisinden büyülenmek bir yana, bir an önce sizi sarıp sarmalamasını istiyorsunuz. Onunla tanıştığımda bu iki dokunun damağımda bıraktığı lezzetin tadını anlamaya çalıştım bir süre. Eğer onu bir kumaşa benzetecek olsaydım, bu kesinlikle yanımdan ayırmak istemediğim, ipek kaşmir bir şal olabilirdi. Birlikte yürüdüğümüz sürece ışığından ve enerjisiyle yanımdan ayırmak istemediğim, ihtiyacım olduğu her an omzunda elini hissedebileceğim sevgili Selma ile tanışın…

Çok sevdiğim bir dostum her hangi bir nesne ya da kişinin kalitesinden bahsederken “kumaşı iyi”, ya da “tadı damağında kalır” gibi mecazi ifadeler kullanır. İtiraf etmek gerekirse onun bu tatlı ifadelerini biraz abartılı bulur, biraz da gastronomi sektöründe yer almasına bağlarım. Sanırım şimdilerde ne demek istediğini daha iyi anlıyor olmalıyım ki, ifadelerimde bu betimlemelere müracaat eder hale geldim. Dinlediğim her bohem ruhlu hikâyede, bir şekilde üzerimize giymek istediğimiz hayatları yaşamaya çalıştığımızı fark ediyorum. Hepimiz birer, “İnfluencer” , “Creative Director” , “Photographer” olmak istiyoruz. – sanırım ingilice yazınca daha havalı duruyor – Üzerimize ölçüp biçip giymek istediğimiz bu yaşamların ne kadarı gerçeği yansıtıyor ne kadarı kumaşımızla örtüşüyor orası ayrı.

Bense,  bu zamana kadar bu etiketleri üzerime giymekten itinayla kaçındığım ama beni tamamlayacağını düşündüğüm parçanın arayışın içindeydim. Hani şu hayatta ne olursak olalım, hep bir yanınızı eksik hissedersiniz, ve sizi tamamlayacak değerli bir parçayı arar durursunuz. Mesela çok değerli bir ipek kaşmir bir şal gibi. Ve nihayet ona kavuştuğumu hissediyorum. Anladım ki umurumda olan kumaş değil. Bana çuval da yakışır, yanımda ipek kaşmirim olduktan sonra….

Nasıl biri Selma Nigar? Her zaman böyle sıcak ve samimi mi davranır insanlara?

Genel olarak insancıl biriyim evet. Girdiğim tüm ortamlarda insanlarla hemen kaynaşırım ve çoğu arkadaşım bu durumu hayretler içerisinde karşılar. “Nasıl bu kadar samimi olabiliyorsun” ya da “insanlara hemen nasıl güvenebiliyorsun” gibi tepkiler alıyorum çoğu zaman. Bu da sevgi ve samimiyette ölçüsüz davranmamdan kaynaklanıyor sanırım. Bu zamana kadar hiç ön yargılı olmadım insanlara karşı, bana zarar verebilir endişesi ile yaklaşmadım. Sizin niyetiniz ve enerjiniz güzel olursa yaşadığınız her andan, her karşılaşmadan güzel sonuçlar çıktığına şahit oldum. Çok şükür, benim de karşıma hep güzel düşünen,  güzel enerjisi olan insanlar çıktı.

Peki enerjin  dış etkenlere bağlantılı oranda mı yükselir ya da düşer? Veyahut şöyle sorayım, herhangi bir olumsuz durumda kendini nasıl toparlarsın?

Aslına bakarsan enerjim çoğu zaman yüksek, kim bilir belki de yapımdan kaynaklı çok bilemiyorum. Genel olarak etrafıma enerji saçan ve benim gibi enerjik olan insanlardan beslenen biriyim. Üretmeyi çok seviyorum mesela, el becerilerine elim yatkın. Fotoğrafçılık gibi bireysel bir sanatla ilgileniyor olsam da kimi zaman arkadaşlarımla bir araya gelerek yeni fikirler ve yeni sinerjiler oluşturmak çok hoşuma gidiyor. Yani senin anlayacağın kendi içimde yarattığım bir dünya var ve burada bir şeyleri ortaya çıkarıp, var olanı güzelleştirme fikrinin beni beslediğini düşünüyorum.

Hayatımda dinginliği, huzuru yakalamak için biraz sadelik getirmem gerekiyordu, bu sebeple sadeliği evimde tercih etme kararı aldım.

Selma Nigar

İnsanların ev hayatlarının kişiliklerine yansıdığını düşünürüm, senin evinse bana son derece sakin ve uysal olduğun izlenimi verdi. Zira şimdi anlıyorum ki durum tam tersi, peki neden?

Senin de dediğin gibi heyecanlı ve çok hareketli biriyim, haliyle çok dışa dönük bir yapım var. İşim gereği son derece sosyal olmak zorundayım haliyle Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerim çok fazla bu da her defasında çok daha fazla yeni insan, yeni yüz demek. Ve bolca enerji transferi. Farklı hikâyeler dinlemeyi seviyorum. Bu yüzden kimi zaman benim de enerjimi tazelemem ve yenilemem gerekiyor. Hal böyle olunca, eve döndüğümde aradığım tek şey huzurlu ve dingin bir atmosfer. Hayatımda dinginliği, huzuru yakalamak için biraz sadelik getirmem gerekiyordu, bu sebeple sadeliği evimde tercih etme kararı aldım.

Seni en çok neler heyecanlandırır?

Bu bana sorulacak soru mu, zira heyecanlanacağım fikri bile beni bu konuda harekete geçirmeye yetiyor. Hayatımın genel anlamında çok ufak şeylere dahi merakım ve ilgim var, bu da beni son derece heyecanlı biri haline dönüştürdü. Aynı zamanda yapmak isteyip henüz fırsat bulamadığım o kadar çok şey var ki, görmek istediğim farklı ülkeler ya da adrenalin tutkunu sporlar. Sadece bunları düşünmek bile benim için son derece motive edici.

Biri 1,5 diğeri 3, yaşında iki kızın var, hiç hayallerin hayata geçirebilmen için seni sınırlandırdığını düşündüğün oluyor mu?

Asla, Lea’ya hamileyken bunun beni beni sınırlamasın hiç müsaade etmedim. Amerika’ya bile gittim çekim için ve doğumuma son 1 ay kalmasına kadar bu böyle devam etti. Doğumdan sonrada Lea ile ara vermeden şehir dışı çekimlerim devam etti, böylece onu sırtıma takıp çekimlere gidebildim. Ne zaman ki Luna doğdu o zaman tempomu biraz düşürme kararı aldım. Hani derler ya 1 çocuk hiçbir şey 2 çocuk her şey . Şimdilerde o da büyüdü. İlk 6 ay çok kıpırdayamasam da ara ara şehir dışı çekimlerine gittim. Akabinde İngiltere’ye bir düğün için gittiğimde bu işlerin sandığımız gibi gözümü korkutmaması gerektiğini prensip edindim.

Fotoğraf çekmek için geziyorum, gezmek için fotoğraf çekiyorum…

Peki erken iş hayatına atılman ve işin gereği çokça seyahat ediyor olmanın sende sağladığı doygunluğun hayatına olan etkisi nasıl?

Kısmen doydum, kısmen hala o doygunluğa erişmemiş gibi hissediyorum. Bu zamana kadar pek çok farklı iş dallarında tecrübe kazanıyor olsam da en çok fotoğrafçılığın kendi kişiliğimle örtüştüğünü düşünüyorum. Dahası bu benim için gelir elde ettiğim bir iş modeli olmasından ziyade hayatımın tamamında bana eşlik eden bir zevk. Hatta şöyle bir mottom bile var , “Fotoğraf çekmek için geziyorum, gezmek için fotoğraf çekiyorum…

Fotoğrafa olan ilgini ilk ne zaman keşfettin?

İlk hatırladığım anlar çocukluğumda babamla birlikte gerçekleştirdiğimiz gezilerden, sanırım seyahat tutkum babamdan geliyor. Onun fotoğraf makinesini alıp sokaklarda dolaşır gözüme çarpan kareleri fotoğraflardım. Sonrasında lisede yine filmli otomatik bir makineyle kendimce bir şeyler çekmeye devam ettim. Bir gün bir yakınım “ne güzel çekiyorsun bunları bir yerde paylaşsana” demesi üzerine ilk adımı attım. 2004 yılında Mersin Fotoğraf Derneğine üye oldum ve benim için bambaşka bir kapı açıldı. Pek çok Fotomaratona katıldım ve o zaman bu işte eğlenebileceğimi ve keyif alacağımı fark ettim.

O dönemde seni en çok heyecanlandıran işler nelerdi?

Dergilerde gazetelerde fotoğraflarım yayınlanıyor olması çok gurur vericiydi. Mesela New York Türk yürüyüşünü fotoğraflamaya davet edildim. Gürcü ve Türk kardeşliği için yapılan işbirliği çerçevesinde çekmiş olduğum fotoğraflarım “Gürcistan” konulu bir gösteride yayınlandı. Bu ve benzeri daha hatırlayamadığım o kadar çok anı var ki, hepsi beni yükselten işlerdir.

Şu an geldiğin noktadan ne kadar memnunsun, senin için sadece ticari bir faaliyet mi sanatsal anlamda kariyer hedeflerin var mı?

Hayatımı fotoğraf çekerek idame ettirdiğim doğru, daha önce de değindiğim gibi bu sadece bir ticari gelir elde etmeme aracılık ediyor. Zamanın da pek çok ödül aldım, ortak sergilere katıldım ve kendi sergilerimi açtım. Yapmış olduğum çalışmaların dergi ve gazetelerde yayınlanması da benim için gurur verici bir deneyim oldu. Halen daha eğitim almaya araştırmaya devam ediyorum. Öte yandan TFSF (Türkiye Fotoğraf Federasyonu) ve FIAP (Federal İnternational Art Photography) üyesiyim. Fotoğrafın hayatımdaki yeri çok başka, benim için hiç tamamlanmayan bir gelişim süreci.

Peki bunca ödül sonrası yaptığın çalışmalara devam edemiyor olman içinde bir uhde mi, yoksa benim için geç değil yine yaparım diye hırslandığın oluyor mu, hadi itiraf et?

FIAP a üye olmak sadece bir başlangıç,bir adım . Fakat kızların koşturmasından fırsat bulup FIAP ın önüne henüz bir ünvan ekleyemedim. Önceliklerimi sırayla hayatıma dahil etmeyi prensip edindim. Önce AFIAP sonra EFIAP ardın dan da MFIAP olmak için bir yarışa katılacağım yakında,hiçbir şey için geç değil. Hiçbir zaman hırslı bir insan olmadım buna rağmen her zaman idealisttim. Yaşam biçimimi kendime koyduğum hedefler doğrultusunda planladım ve hedeflerime ulaşma noktasında hiçbir zaman acele ettiğim söylenemez. Hırsın insanları yıprattığını düşünüyorum ve bu yüzden kendimi kimseyle mukayese etmem, beni hangi yöntem ve biçim mutlu ediyorsa öyle davranırım. Bu aralar ise en çok keyif aldığım evimde kızlarımla birlikte yaşam stilimi fotoğraflıyor olmak, kim bilir belki de yarın öbür gün güzel bir hatıra olması için bu fotoğrafları sergileyebilirim.

Başlayıp vazgeçtiğin ya da bıraktıkların oldu mu?

Başladıktan sonra yarım bırakmak gibi bir huyum yok. Çünkü herhangi bir şeye başlamadan önce enine boyuna düşünür iyi analiz ederim. Dolayısıyla hiçbir girişimimi yarım bıraktığımı söyleyemem, belki bir süreliğine askıya almak ya da doğru zamanın gelmesini beklemenin daha doğru olacağını düşünmüşümdür.

Neler yapmak ruhuna iyi gelir, nasıl beslersin onu ve nelerden ilham alırsın.

Bu liste benim için çok uzun olabilir, nihayetinde yaptığınız iş gereği sanatla içi içe olmak ve ruhunuzu beslemek zorundasınız. Daha öncede değindiğim gibi ürettiğimde kendimi inanılmaz hafiflemiş ve keyifli hissediyorum, üstelik bunun yaratıcı enerjimi tetiklediğine inanıyorum. Bu sebeple el işleriyle ilgilenmek, özellikle makrame bana adetâ terapi oluyor. Bunun yanı sıra evimle ilgileniyor olmak, onu her daim canlı tutmak, özellikle görsel dünyama hitap etmesini sağlamak için güzelleştirmeyi de seviyorum. Bu kimi zaman yeni bir eşya kimi zaman aileye yeni kattığımız ya da kendi başına çoğalttığımız bir bitki olabiliyor. Sanırım ruhum en çok yeşilden besleniyor ve yeni şeyler görmekten. Bu görsel algıyı daha canlı tutabilmek için de sık sık seyahat etmeye gayret ediyorum.

Gelecek projelerinden bahsedelim biraz yakında BOHO Home & Design için yazmaya başlayacaksın nasıl bir serüvenin içindesin şu an?

Boho Home & Design ile yollarımız kesiştiğinde hepimizin içinde var olan arayışlara merhem olacak bir platform olduğunu düşündüm. Bohem ev dekorasyonu çok trend olmasının ötesinde bir yaşam stili. Ve bu yaşam stilini ele alırken bohem ruhlu hikâyeler, kendini bulma yolculukları, ilham veren fikirlerle bizleri ve okuyucuları buluşturması fikri beni heyecanlandırdı diyebiliriz. Ben de zaten gezen, araştıran ve sürekli bakan/izleyen biri olarak bu stilin tamamlayıcılarını yazıyor olacağım. Ama daha da ötesinde tasarım dünyasının önemli isimleriyle röportajlar yapıyor olacağım ki anlatacağım hikayelerin pek çok bohem ruhlu insana ilham olacağını düşünüyorum.

You Might Also Like

2 Comments

  • Avatar
    Reply
    Cema Taşkıran
    Ekim 31, 2019 at 7:53 pm

    Okudukça fotoğrafın ne kadar merkezinde bir insan olduğunu fark ettim Selma. Çocukların asla senin için bir engel değildi zaten 👏🏻👏🏻👏🏻

  • Reply
    10 Soruda A homely İdea -
    Kasım 4, 2019 at 9:26 pm

    […] önceki bohem ruhlu hikâyede yaşamdaki kimlik arayışlarımızı ve bu arayışların içinde kendimizi etiketlendirme […]

  • Leave a Reply