KOYU SOHBETLER: Gastronomic engineer

Uzun zamandır takip ettiğim bir sayfa, Cansın’ın Gastronomic Engineer adını verdiği seyahat ve yemek bloğu. Neden bilmiyorum ışığı renkleri bir başka geliyor bana bu sayfanın. “İnsanların ne dediği umurumda değil ben buyum ve böyle mutluyum” der gibi bir tavrı var. Her trend avcısının yaptığını yapmak yerine kendine yakışanı giymiş, aynaya bakınca halinden çok mutlu, kendisiyle son derece barışık birine benzetiyorum onu. Kendisine olan ilgim ve merakıma, bir de karantina günlerinde neleri deneyimlediğini öğrenme isteğim eklenince “ne dersin bir söyleşsek mi ?” diyorum ve koyu bir sohbete dalmış buluyoruz kendimizi.

Bize kısaca kendinden bahsedebilir misin ?

Öncelikle merhaba herkese! Ben Cansın Arda. 25 yaşındayım ve endüstri mühendisiyim. Aynı zamanda Gastronomic Engineer isimli seyahat ve yemek üzerine bir bloğum var. 2016’dan beri bu isim altında paylaşımlar yapıyorum. Hobilerimle mutlu olan bir insan olarak, işimi de bu yöne çevirdim ve bir süre sosyal medya ve pazarlama alanında çalıştım. Onun dışında seyahat etmeye, yeni tatlar keşfetmeye ve yemek yapmaya bayılıyorum. Zaten bu tutkularımdan olayı bloğumu ve Instagram hesabını açtım, aktif olarak paylaşımlar yapmaya devam ediyorum. 

Yemekle olan yolculuğun nasıl başladı? Senin sadece gezi ve yeme içme bloğu tutmandan da öte boğazına düşkün biri olduğunu sezinliyorum.  

Yemek benim hayatımda kendimi bildim bileli var. Çok güzel yemek yapan ve yemeğe ilgisi, hobisi olan fakat aynı zamanda üniversitede akademik kariyer yapan çalışkan bir annenin kızıyım ben. Tek çocuk ve anneme aşırı bağlı biri olunca da zamanımın çoğu ya üniversitede ya da mutfakta geçti. Mesela küçüklük fotoğraflarıma baktığımda ya yemek yiyorum ya da annemle bir şeyler yapıyorum mutfakta. Sürekli elimde pişiler, makarnalar, erikler, çilekler… Hiç yemek seçmeyen bir bebek olmamdan dolayı belki de. Ama anlayacağınız üzere küçüklüğümde aşırı iştahlı bir çocuktum. Tabi şu anda öyle o ayrı. Ben zevk almak için yemek yiyorum, yaşamak için değil. E hal böyle olunca güzel yemekler uğruna kendim araştırmalara, keşiflere başladım.

Peki mutfakla aran nasıl?

Zevk almak için yemek yiyen bir insanın güzel de yemek yapacağını savunurum hep. Bende kendi zevkime göre en güzellerini yapmaya başladım. Hatırlarım, küçükken bile bir tarif defteri oluşturmuştum anneminki gibi. Oradan buradan bulduğum tarifleri yazıyorum, kesip yapıştırıyordum. Ayrıca şansıma, çevremde hep güzel yemek yapan ve iştahlı insanlar oldu. Bende kaçamadım bu tutkudan: ) Seyahate çıkmadan annemle araştırırdık, oranın nesi meşhur, nerede yemek yenir diye. Özellikle yurt dışı ise gidilecek yer, aşırı detaylı bir rehber hazırlardım. Şurada şu yenilecek, şurasının çalışma saatleri şöyle, ona göre git gibi notlar alırdım. Bu yaşıma geldim pek bir şey değişmedi o ayrı bir konu : )

Karantina günleri sana bunun için alan tanıdı mı? 

Dediğim gibi zaten yemek yapmak benim dünyam. Ama bazen hiç keyfim olmaz, hiçbir şey yapmam ama bazen de masayı donatırım. Annem biraz dağınık çalışmamdan yakınıyor ama olsun : ) Bu karantina günlerinde biraz coştum diyebilirim. Her gün en az 1-2 şey yapıyorum. Normal şartlarda evde olmak kadar gezmeyi de aşırı seven biri olarak günümün yarısından çoğu dışarıda geçiyordu. Her gün bir şeyler pişirmiyordum bu yüzden. En azından yeni tarifler pişirmiyordum. Ama bu süreçte sürekli aynı şeyleri yapmaktan sıkıldığım için yeni tarifler araştırıp, geliştirmeye başladım. Onun dışında yaklaşık 4 aydır da bir tutkum var. Ekşi Maya Ekmek! Ekşi mayamı sıfırdan kendim yaptım. Ocak ayında da kendi ekmeğimi yapmaya başladım. Daha önce normal mayayla bile ekmek yapmamıştım ama özellikle Artisan Ekşi Maya ekmeklere bayılıyordum. Ekşi mayam hazır olduktan sonra da o çıtır çıtır ama bol delikli, lezzetli ekmekler yapmak için kolları sıvadım. O 1-2 günde biten Artisan ekşi maya ekmeklerin altında çok fazla emek varmış bunu gördüm. Birçok tekniği var. Öyle kek gibi iki karıştır hooop fırına değil maalesef. Ben de, her zamanki gibi, elimden gelenin en iyisini yapmak için önce bol bol araştırdım ve bütün teknikleri bir kursa gitmeden öğrendim. Bana göre daha yolum var. Ama yaptığım ekmeklerin piyasadaki birçok ekmekten daha iyi olduğunu düşünüyorum. 

 En çok neyi özlüyorsun bu süreçte? Yeni yerler keşfetmenin ve paylaşma açlığının bastırılması çok zor biliyorum, nasıl dizginliyorsun bu süreci? 

En çok seyahat etmeyi özlüyorum açıkçası. Ve bir kahve dükkanına gidip keyifle güzel bir kahve içmeyi. Ama insan yapamam dediklerini yapıyormuş, bunlara alışıyormuş. Özellikle ben çok sıkılan, daralan biriyim evde. Çok seviyorum evde olmayı ama bir süre sonra aynı yerde olmaktan sıkılıyorum. Aynı şekilde, hep aynı şehirde olmak da beni sıkardı. Ondan dolayı, kısa kısa da olsa seyahat ederdim hep (Seyahatlerimde de evi özlerdim o ayrı : )) Ama şimdi, bu karantina günlerinde evde vakit geçirmeyi öğreniyorum ve kendime şaşıyorum. Aslında güzelmiş ya diyorum, evde yapacak daha çok şey buluyorum artık. Mesela uzun zamandır istediğim Podcast kanalı açma fikrini gerçekleştirdim. Her Şeyden Biraz diye bir podcast kanalım var artık. 1 senedir yapamadığım bir şeydi. Onun dışında yaşadığım alanı daha minimalleştirmeye çalışıyorum. Bol bol Pinterest’te dolaşıyorum ve ilham alıyorum. İzleyemediğim filmleri, dizileri izliyorum. Çoğu kişi gibi bende evde spor yapamayanlardandım, evde düzenli olarak spor yapmaya başladım. O kadar ekmek, tatlı, yemek yapıyorum spor yapmak şart oldu. Ayrıca 2 tane minik kedim var onlarla bol bol vakit geçiriyorum. Zaman çabuk geçiyor gibi geliyor nedense.

Peki çıktıktan sonra neler var radarında, en çok ne için hevesleniyorsun? 

Şu olaylar bittiğinde, sağlıkla normal hayatımıza geri döndüğümüzde, öncelikle her günüme, yaptığım, yapabildiğim şeye şükredeceğim. Dışarı çıkıp, marketten elini kolunu sallayarak bir şey almak bile şuan lüks çünkü. Ayrıca seyahat etmeyi çok özledim. Ertelediğim seyahatlere çıkacağım. Eskiden yeşil pasaportum vardı ve bundan dolayı özellikle Avrupa ülkelerine rahatlıkla gidebiliyordum. Bu sene yeşil pasaportum bordo pasaporta dönünce, vize almak gözümde büyüdü ama bu zamanlar geçtikten sonra şu vize işini ertelemeyeceğim. Hatta ilk işim, en yakınımız, en sevdiğim ada olan Sakız’a gitmek olabilir. Onun dışında Amerika’ya ve Kanada’ya tekrardan gitmek istiyordum, onu da artık ertelemeyeceğim. Bu seyahat planlarını düşündükçe bile heyecanlanıyorum. 

Bu süre içerisinde kendin, işin ya da kariyerin anlamında neler fark ettin. Sence hayatında ne gibi değişiklikler olacak? 

Evde kalabildiğimi fark ettim. Durağanlıktan çok da hoşlanmayan ben, arada durağanlık da gerekliymiş diyorum. Ayrıca bu olaylardan önce iş arıyordum. Biraz da olsa durumuma şükrettim. Bir yerde çalışsaydım, şu an daha zor bir süreç olabilirdi belki de benim için. İşe gitmek zorunda kalabilirdim. Bazen kötü olarak bahsettiğimiz bir dönemin aslında şans olduğunu anlayabiliyormuşuz daha sonra.  

Karantina sürecinde bunu öğrendim/denedim/araştırdım/listeme ekledim /yaptım/okudum/izledim diyebileceğin neler var, ve tavsiyelerde bulunabilir misin? 

Bol bol okudum, araştırdım. Hemen ilk aklıma gelenleri sizlere tavsiye edeyim. Bu süreçte günlük yazmaya önem verdim. 3 yıllık bir günlük benim kullandığım, Q&A a Day 3 Year Journal ismi, kendi düşüncelerinizin farkına varmanız için çok güzel bir aktivite ayrıca bir hatıra. Onun dışında spor yaptığımdan bahsetmiştim. Nike Training Club isimli bir uygulama kullanıyorum. Birçok çeşit workoutlar bulunuyor. Film ve dizi olarak biraz kafa dağıtıcı şeyleri izlemeyi seviyorum. Son zamanlarda, dizi olarak Unorthodox’u ve yeni başladığım Community’i çok beğendim. Friends, How I Met Your Mother ve Avrupa Yakası da her zaman favorilerimden. Film olarak uzun zamandır ertelediğim Julie&Julia’yı izledim ve çok beğendim. Yemek ve mutfakla alakalı bir film, bu konulara ilgisi olanlar mutlaka izlemeli. Podcast dinlemeyi çok seviyorum ayrıca. Koltuk Hep Dolu, 5Kişi ve Psikolog Beyhan Budak favorilerimden. Birçok şey yapıyorum ama en az yaptığım şey sanırım kitap okumak. Ondan dolayı kendime kızıyorum. Son zamanlarda Sally Rooney’nin Normal İnsanlar kitabını okudum. Bol bol Pinterest’te ve Instagram’da dekorasyon araştırmaları yapıyorum. İlham alıyorum bol bol. Ayrıca geçen sene, bir süre Suluboya kursuna gitmiştim. Daha sonra da bırakmıştım. Uzun süredir de elime almıyordum fırçamı. Tekrardan başladım diyebilirim. Kursa gittiğim hocam Gülşah’ın sayfası Type&Joy ve Yağmur Yörük’ün sayfalarını bu konularda tavsiye ederim. Örnek IG Tv videoları da çekiyorlar. Evde de bol bol mum, tütsü yakıyorum. Rahatlatıcı bir ortam olsun diye. Bahçemizde bol bol çiçek var. Onlarla evi renklendiriyorum ve bu tarz şeyleri size de tavsiye ederim. Yaşadığınız, şu an olduğunuz/olmak zorunda olduğunuz mekanları güzelleştirirseniz, daha çok keyif alırsınız. Ve tabii ki de mutfakta bol bol tarifler deniyorum. Tam bir meditasyon.  

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply