İlhamını geçmişten alan marka: Macramulier

Bohem dekorasyon denildiğinde, hiç şüphesiz aklan ilk gelen makrome ipiyle örülmüş olan ev aksesuarları. Son zamanlarda epey trend olan makrome sanatı, sadece satış odaklı üretime yönelik değil, bir nevi terapi sayılabildiğinden popülerliğini aşmış durumda. Macramulier markası ise her gün karşımıza çıkan yüzlerce hesaptan bana sorarsanız en özgün ve en karakteristik olanı. Zaten tasarımlarına baktığınızda bunu rahatlıkla görebiliyorsunuz. Her biri ince fikirlerle örülerek detaylandırılmış. “Geleneksel düğümleme sanatının eski temellerini bugün ile harmonize ettiğimizi düşünüyoruz.” diyen sevgili Selin Demir & Evrim Karataş’ın Macramulier markasının çıkış hikâyesini dinledik.

Nasıl başladı hikâyeniz?

   Macramulier’in hikayesi 2017 yılında başladı. Yola ilk çıktığımızda bugün bulunduğumuz nokta ve ilerisi için planladıklarımız yoktu esasında aklımızda. Kurumsal hayat içerisinde biri finans biri satış olmak üzere çok farklı kulvarlarda yol almış iki kız kardeş olarak, ikimizin de farklı dekorasyon fikirlerine, tasarım ürünlere olan ilgisi ve el üretiminin meditatif etkisi sayesinde üretmeye başladık diyebiliriz. Günlük stresten arınmak için hobi olarak kendi imkanlarımızla kendi terapimizi yarattık önce, sonrası daha fazla üreterek, yeni tasarım fikirlerini deneme isteği ve arzusuyla kendiliğinden büyüyerek gelişti.

Nelerden ilham alıyorsunuz?

               Spesifik bir ilham kaynağımız olduğunu söyleyemeyiz açıkçası. El emeği ile üretim yapan pek çok kişinin farklı ürünlerde farklı ilham kaynaklarından beslenebileceğine inanıyoruz, bizim için de geçerli olan durum bu. Ancak ürettiğimiz tasarımların geneline baktığımızda en çok ilhamı geçmişten bulduğumuzu söyleyebiliriz. Marka ve ürün perspektifinin dışında keşke şu dönemde yaşasaymışız söylemini çok fazla kullanan iki kardeşiz. Macramulier’e ve bugüne kadar ürettiğimiz ürünlere de genel olarak baktığımızda geleneksel düğümleme sanatının eski temellerini bugün ile harmonize ettiğimizi düşünüyoruz. Farklı dönemlerin ruhları tasarım aşamasında ve ilk düğümden son düğüme kadar harmonize oluyor, bugünün ruhuyla yeniden yorumlanıyor.

Ürün koleksiyonlarınız ne gibi parçalardan oluşuyor?

               Ürün koleksiyonumuz ilk günden bugüne kendi üretimimiz olan ve farklı yaşam alanlarında konumlandırılabilecek makrome bitki askıları, duvar dekorları, dokumalar, kişisel aksesuarlar gibi ürünleri barındırıyor. Kendi üretimimize ilave gelen taleplerin de etkisiyle dekorasyonu daha bütünsel bir şekilde ele alarak yine el emeği tasarımlar başta olmak üzere ürün yelpazemizi çeşitlendirmek yolunda adımlar attık. Bizlerle benzer dekorasyon tercihlerine sahip kişilerle buluşturmak üzere özenle seçtiğimiz, bohem dekorasyonu tamamlayıcı vintage aksesuar ve eşyaları da koleksiyona eklemeye devam ediyoruz.

Her hangi bir renk paleti kullanmayı tercih ediyor musunuz?

   Kendi beğenimiz doğrultusunda ağırlıklı olarak doğayla uyumlu, natürel renkleri tercih ediyoruz. Yeşilin farklı tonları, ekrular, jütler en sevdiğimiz elementler.

Dokuma ürünler de tasarlıyorsunuz bildiğim kadarıyla, bu ürünlere olan ilgi nasıl?

   Dokuma kategorisinde hem kendimizin tasarlayıp ürettiği ürünleri hem de oldukça eski vintage dokumaları sunuyoruz. Her iki kategoride de ilgi ve beğeni oldukça olumlu. Kendi üretimlerimizde özellikle bebek ve çocuk odasına yönelik tasarladığımız ürünler ilgi görüyor. Çoğu zaman üretime geçmeden önce anne adaylarıyla odada kullanılacak hakim renklere, dokulara göre ürünü birlikte tasarlıyoruz, ürünün aksesuar detaylarını birlikte tartışıyoruz. Sonrası anne veya anne adayından aldığımız enerji ile kendiliğinden geliyor. Hiçbir dokuma ürünümüz üretimin doğası gereği birebir aynı değil. Dokuma esnasında attığımız adımlar değişebiliyor, her ürün kendi hikayesiyle geliyor, bu hikaye yeni bir hayatın varlığına armağan edildiğinde yaşadığımız duyguyu tarif edemiyoruz.

Dokuma geleneği Orta Asya’dan Anadolu’ya taşınan, oldukça eski bir gelenek, bu geleneği kendi yorumumuzla yaşatıyor olmak da bizi ayrıca mutlu ediyor. Henüz fırsat yaratamasak da ilerleyen dönemde kendi tasarımlarımızın atölye çalışmaları gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

Son dönemde insanların bohem dekorasyona olan ilgisini neye yorumluyorsunuz, sizce bizleri bu eğilime iten sebep nedir?

               Biz bu eğilimi daha özgün ve kişisel yaşam alanları yaratma ihtiyacı olarak yorumluyoruz, ve aslında kişiselleştirilmiş deneyim tabiri günümüzde pek çok alanda karşımıza çıkıyor. Bohem dekorasyonun ortak elementleri üzerine konuşulabilir, ancak doğası gereği formülize edilmesi bizce mümkün değil, bu da her bir yaşam alanını birbirinden farklı kılıyor. Birbirinden farklı dönemlerin, tarzların, kültürlerin öğelerinin bir araya getirilmesi tamamen size, kişisel geçmişinize, tercihlerinize bağlı, nihai olarak baktığınızda sizi yansıtan, size ait, yaşanmışlık hissi veren, stil sahibi ancak bir o kadar da konforlu bir yaşam alanı yaratabilmiş oluyorsunuz.

Sizler ne kadar bohem ruhlusunuz ve ne kadarını ürünlerinize yansıtabiliyorsunuz?

     ‘’Bohem’’ kelime anlamı açısından bakıldığında sanat, müzik ve/veya edebiyat ile ilgilenen ve alışılmışın aksine bir hayat tarzı benimseyen kişi anlamına geliyor.  Sanata duyduğumuz ilgi her ikimiz için de ortak, eğitim geçmişimiz de bu ilgi ile paralel ancak alışılmışın aksine bir hayat tarzı konusunda nasıl yanıt verebiliriz bilemiyoruz açıkçası. Elbette belirli kanıksanmış normlar ve sistem içerisinde hareket etmek durumundayız, fakat bunu yaparken sorgulayabiliyor olmak da mümkün. Bizce kişisel deneyimi, çok boyutluluğu esas almak önemli olan, tasarlarken de kendimizden bir parça ürettiğimize inanıyoruz. Her bir ürün tasarım aşamasından üretimin sonuna kadar oldukça zaman ve emek gerektiren bir süreçten geçiyor, bazen istediğiniz gibi olmuyor, hatanızdan ders çıkarıp tekrar başlıyorsunuz. Bu süreç sizi geliştiriyor, geliştirirken de sizden bir parça ürünlerinize yansıyor. ,

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply