Haftanın ilhamı: Greenhouse Project

Bu haftaki ilhamımız; kurumsal hayatın dinamiklerine direnmek yerine, hem kendini hem de insanları mutlu edecek bir proje arayışında olan Mina Ersoy’dan geliyor. Pek tatlı girişimcilik hikâyesi Greenhouse Project‘i Boho Home & Design okuyucuları için konuştuk.

Mina Ersoy Amerika’daki eğitimini iletişim üzerine tamamladıktan sonra Türkiye’de çeşitli reklam, prodüksiyon ve organizasyon ajanslarında çalışmış ve sonunda her ajans çalışanı gibi bu sektörde tükendiğini hissederek farklı bir arayışa girmiş. Bu zamana kadar kendi markasını kurup büyütmek, özgün bir projeye hayat verme fikrinin kendisinde hep var olduğunu belirten Mina Ersoy ” Aklımda her zaman hem kendimi hem de insanları mutlu edecek bir şeyler yapmak vardı ama asla buna cesaret edemiyordum. Ne zaman ki 2019 senesinde Greenhouse Project ortaya çıktı o zaman çok daha cesaretli bir Mina da çıktı içimden.” diyerek başlıyor hikayesini anlatmaya.

ÇOK FAZLA YÖN DEĞİŞTİRDİM, BAZEN NEREDEN BAŞLADIĞIMI VE NEREDE KALDIĞIMI HATIRLAYAMADIM BİLE

Girişim hikâyeleri hem benim hem de sizlerin ilgisini çektiğinden, kendisinin deneyimlerini merak ediyor ve bu zamana kadar yaşadığı zorlu süreçleri öğrenmek istiyorum.

Ben bu işi kurarken çok fazla yön değiştirdim. Bazen nereden başladığımı bile hatırlayamadığım zamanlar oldu. Ama fark ettim ki, bir işi yapmaya başladığınızda asla kafanızda canlandırdığınız gibi ilerlemiyor işler. Hayal ettiğiniz şeyleri pratiğe dökmek istediğinizde, bazen aklınızda canlandırdığınız kadar işlevsel olmadığını fark ediyorsunuz. Hele ki yaptığınız iş canlıları kapsıyorsa!”

Mina Ersoy işini bıraktıktan hemen sonra bir süre çeşitli kurslara, eğitimlere katılmış. Buna rağmen bu canlılarla baş etme serüveni hiç bitmemiş. “Bu canlılarla baş etmeyi, onları mutlu etmeyi, daha basit anlatmak gerekirse onları hayatta tutabilmeyi en çok da kendi kendime tecrübe ederek öğrendim ve öğrenmeye devam ediyorum. Konu yaşayan bir canlı olunca bakımlarının matematiği maalesef olmuyor. Biraz yolda deneyerek, toprağa dokunarak öğreniliyor. Ve bunun sonu da asla gelmiyor.” diye itiraf ediyor.

Greenhouse Project, otel, ofis, restoran ve evlerin iç mekan bitkilendirme projelerini gerçekleştirirken, aynı zamanda dekoratif ürünlerle birlikte online olarak iç mekan bitkileri ve saksıları satıyor.Yaptıkları işin çok evrensel, bütün insanları ilgilendirdiklerini düşünerek çeşitli atölyelere ev sahipliği de yapıyorlar.

Greenhouse Project‘in yeri Şişhane, Beyoğlu’nda tercih edilmesinin nedeni pek tabi Taksim, Galata, Şişhane, Karaköy ve çevresinin ruhunu asla kaybetmeyeceğine inanmalarından kaynaklanıyor. Biz de bu muhitleri çok seven bohem ruhlu insanlar olarak haliyle ilhamını nelerden aldığını soruyoruz Mina Ersoy’a, “İşim ve ruhum gereği doğa ve çevreyle doğrudan ilişki içindeyim. Hal böyle olunca hemen hemen her şeyden ilham alırken buluyorum kendimi. Sokakta yürürken bir ayçiçek yağ tenekesinin içine ekilmiş bir bitkiden, dünyanın en güzel seralarında soyu tükenmekte olan bir türe kadar her şey çok ilham verici olabiliyor. “

Greenhouse Project‘in mekan tasarımı yapılırken profesyonel bir destek alıp almamaları da merak ettiğimiz bir başka konu. Mina Ersoy’un yakın bir arkadaşı olan iç mimar Melike Övet ile bu mekânı tasarladıklarını belirtirken aynı zamanda kendisinin ilham kaynağı olduğunu da belirtmeden geçmiyor.

“Ben Greenhouse Project’i hayata geçirmeye karar verdiğimde, Melike kısa bir süre önce kendi mimarlık ofisini açmıştı. O kadar hızlı, düzenli, planlı ve programlı bir şekilde kendi işini kurup, çok güzel projeler alıyordu ki, onun güzel enerjisinden yararlanmamak olmazdı. Böylelikle eski ve yeni mobilyaları bir araya getirdiği çok güzel bir proje tasarladı Melike Övet. Ve Greenhouse Project böyle ortaya çıktı.” 

Greenhouse Project

Son dönemde ev dekorasyonundaki trendlerin İskandinav, rustik ve bohem stillere dönmesi ile birlikte yaşam alanlarının da şehirli ormana evrilmesini nasıl bulduğunu sorduğumuzda, insanların camlarından dışarıya baktıklarında gördükleri beton görüntüsünden sıkıldıklarına ve daha çok nefes almak istemelerine yorumluyor Mina Ersoy. “Bir canlıyı yaşatmak, onda çiçek açtırmak, zaman zaman toprağına dokunmak ve bunları artık çok daha kolay elde edebilmek, insanların salon bitkilerine olan ilgisini artırdı.”

Mina Ersoy’un bitkilerle olan bağı ise onlara hayranlık derecesinde. İlaçtan, oksijene, içecekten yemeğe, dekorasyondan, mutluluğa kadar her şey onlar sayesinde olduğuna değinirken, onlara saygı duymamak ve onlardan etkilenmemenin mümkün olmadığını belirtiyor.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply