Haftanın ilham veren hikâyesi Mina The Plant Lady

Hayatta onu mutlu eden ilgi alanını çok genç yaşta, hatta henüz daha okurken, işi haline getiren Jungleous’ın kurucusu Mina ile kendisi ve markası hakkında pek tatlı bir söyleşi yaptık.

Kendini bulma yolculuğu aslında ömür boyu süren bir macera. Ama bazıları ne istediğini bilme ve hayallerini gerçekleştirme bakımından biraz daha hızlı. Mina da o “şanslı” kişilerden! Henüz sadece 21 yaşında ve bir yandan uluslararası ilişkiler lisansına devam ederken bir yandan da bir “bitki delisi” olarak kendi markası Jungleous’ı kuruyor ve bu bitki deliliğini bizlere de bulaştırmak için kolları sıvıyor.

Jungelous benim evde baktığım minik ormanımı insanlara tanıtma isteğimle başladı. Emek verip büyüttüğüm, zamanımın büyük bir kısmını ayırdığım bu bebekleri herkes görsün istiyordum. Zamanla takipçilerimden bitkileri nereden tedarik edebilecekleri, bitkilere nasıl bakıldıkları hakkında çok fazla soru almaya başladım. Böylece Jungleous’ı insanların sağlıklı, aşkla büyümüş bitkilere kavuşabileceği ve bakımları hakkında 7/24 destek alabilecekleri bir marka olması adına kurdum.

Marka ismi “Jungle” ve “Marvelous” (Orman & Harika) kelimelerinin birleşiminden oluşuyor; bitkilerin çılgın dünyasının ne kadar olağanüstü olduğunu anlatmanın özgün bir yolu. Jungleous’ın amaçlarının başında bitki sevgisini yaymak ve aslında herkesin sağlıklı bitkiler yetiştirebileceğini göstermek yer alıyor.
Her şehirli orman gibi Mina’nın evi de bitkiler tarafından ele geçirilmiş durumda. Kendisine ait 300’e yakın bitkisi olan Mina aynı zamanda iki kedi ve 1 köpek annesi.

Bir bitki annesine favorilerini sormak yaşını sormaktan beterdir ama biz utanmadık sorduk:
Benim için ayrı bir yeri olan ve daha yeni kavuştuğumuz alacalı monsteram şu an en kıymetlim. Birinci sıradan sonra geri kalanında sıralama yapmak imkânsız.
Yeni yılda Jungleous’i neler bekliyor diye sorduğumuzda şu an sadece İstanbul içinde teslimat yapan markanın Ocak ayında tüm Türkiye’ye gönderim yapmayı hedeflediğini öğreniyoruz.
2020’nin bu ilk yazısında umarım Mina’nın hikâyesi size ilham olur ve bu yıl sizin için kendi hikayenizi yazma yolunda yeni adımlar attığınız bir yıl olur!

You Might Also Like

1 Comment

  • Avatar
    Reply
    Yiğit
    Ocak 6, 2020 at 5:47 pm

    Gerçekten başarılı bir girişim. Günümüzün para veya veri odaklı iş modelleri yerine bir kültürü içi dolu dolu vererek ön plana çıkıyor. Yakın bir gelecekte aile kavramı sadece insanlardan oluşmayan bir perspektife kavuşacak. Ev hayvanları gibi bitkilerimiz de aile üyeleri arasında yerini alacak. Video izler gibi izlediklerimizin yanında bir fotoğrafa bakar gibi değerlendirebiliriz. Aile olmak da bir sanat; doğru renkler doğru ışıklarla mümkün.

  • Leave a Reply