Doğadan ilham alanlar: Darwins Botanıcals

Darwins Botanicals , bitki ve gıda atıklarını kullanarak boyadığı ürünleriyle bize organik bir alternatif sunuyor. Misyonu ve projeleriyle, ekolojik dönüşüme katkı sağlamakla kalmayıp, doğal kaynaklarımızın sürdürülebilirliği için yalnızca üretim değil aynı zamanda değerli bir farkındalık sunuyor. Doğayı koruma, doğa için bir şeyler yapma tutkusu Tuğay İlyasoğlu Güven’i Darwins Botanicals macerasına sürüklemiş. Biz de son derece keyifle bu değerli yolculuğu Boho Living & Art okuyucuları için dinledik…

Öncelikle biraz kendinizden bahsedebillir misiniz? Çok değerli misyonu üstlendiğinizi görüyorum. Darwins Botanical markasını kurmadan önce neler yapıyordunuz doğa ile bağınız nasıldı ve marka oluşumu nasıl bir süreçten geldi biraz bahsedebilir misiniz?

Darwin‘s’ten çok önce başladığım ve hala da devam eden bir öğrencilik hayatım var. Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği’nde doktora öğrencisiyim, şu anda tezim için veri toplama aşamasındayım. Okula ek olarak oldukça uzun süre de stratejik planlamacılık yaptım. Doğa, her zaman hayatımda çok önemli bir yere sahipti ancak şehirde yaşayan biri olarak doğa için ve doğada yapabileceklerimin sınırlı olduğuna dair bir yanılgıya sahiptim. Bir şeyler yapmak ve doğaya dokunarak çalışmak istiyordum ancak ne yapacağımı bilemiyordum. Tam da bu arayışlarla çiçekçilik eğitimi almaya karar verdim. Çiçekçilik eğitimi esnasında ne kadar çok bitkinin çöpe gittiğini görünce bu konuda bir şeyler yapmaya karar verdim. Bu arayışım da beni bitkisel boyama ile tanıştırdı. Bir kere tanıştıktan sonra da bir daha bırakamadım. Uzunca bir süre bitkisel boyama konusunda kendimi eğittikten sonra 2017 senesinde Darwin’s Botanicals’ı kurmaya karar verdim.  

 Kendinizde böylesine çevreci bir yaklaşımı ne zaman hissettiniz, ve nasıl geliştirdiniz?

Aslında hepimizin içinde o güne kadar öğrendiklerimizin el verdiği ölçüde çevrecilik anlayışının zaten yattığına inanıyorum. Ancak sanırım işin rengi “Ben ne yapabilirim ya da neyi farklı yapabilirim?” diye sorabildiğimizde değişiyor. En azından benim için öyle oldu ve sonrasında radarıma girenler ve ilgimi çekenler de neredeyse tamamen değişti. Süreci hızlandıranınsa  biraz akademik alışkanlıklarımdan da gelen sistematik olarak bilimsel kaynakları tarama, bol bol okuma ve kendi küçük deneylerimi yapma olduğunu düşünüyorum.  

Bize sunulan doğa dostu alternatiflerin yakın gelecekte bir mecburiyet olacağına inancım sonsuz çünkü doğal kaynaklarımızı öylesine sömürdük ki bu hızda devam edebilmemiz imkânsız.

İnsanların yeni yeni doğaya ve doğal olana dönmeye başladığı şu günlerde zorlanacağınızı hiç düşündünüz mü? Nihayetinde bu bilinç eğitim ya da toplumuz tarafında kolay aşılanılan bir olgu değil?

Zorlanacağımı düşünmedim daha doğrusu bunu değerlendirmedim çünkü çözüme dair bir şeyler yaratmanın ve heyecan duyduğum bir şeyler yapmanın büyüsüne o kadar kapıldım ki odağım tamamen bambaşka bir yerdeydi. Tabii bir yandan şu anda hala bir tercih olarak bize sunulan doğa dostu alternatiflerin yakın gelecekte bir mecburiyet olacağına inancım sonsuz çünkü doğal kaynaklarımızı öylesine sömürdük ki bu hızda devam edebilmemiz imkânsız. Doğa dostu alternatifler üreten markaların biraz insanları bilinçlendirme misyonu da taşıdıklarına inanıyorum, zaten siz problemi anlattığınız zaman da insanlar dinliyor ve son derece olumlu tepkiler veriyorlar.     

  Darwin’s Botanical‘ı kurduğunuzda ne yapmak istediğiniz ve hayalleriniz yakın çevreniz tarafından yeterince anlaşılıyor muydu?

Bu konuda çok şanslıyım, etrafımdaki herkes beni fazlasıyla dinledi ve hayallerimi sonuna kadar destekledi. Örneğin benim bir atık ağım var ve bu atık ağı sayesinde renklerle bu kadar rahat bir şekilde oynayabiliyorum. Bu atık ağı yakınlarımın desteği ile başladı ve büyüdü. Hayallerimi anlattığım herkes istisnasız benim için bir şeyler biriktirmek istedi ve bana desteğini bu şekilde her zaman hissettirdi. Bugün artık cafeler, restaurant’lar, hatta hiç tanımadığım insanlar bile bu ağa destek oluyorlar. Bu yüzden Darwin’s, o ağa destek olan herkesin kolektif hareketinin bir sonucu ve bu ağ yakınlarım sayesinde başladı.  

Atölyeler sonrasında neler hissediyorsunuz, geri bildirimler nasıl?

Bir dükkanım olmadığı için üretim süreci kendi atölyemde ve tek başıma ilerliyor, bu yüzden atölyeler gerçek anlamda insanlarla yüz yüze olduğum yegâne zamanlar. Bitkisel boyamaya ilgi duyan insanlarla birlikte olmak, boyamadan, ileri dönüşümden, döngüsel ekonomiden bahsetmek ve birlikte bir şeyler üretmek bana çok büyük bir güç veriyor. Atölye katılımcıları özellikle boyadıkları kumaşları kazandan çıkarma zamanı geldiğinde inanılmaz bir heyecan yaşıyorlar. Parlayan gözleri ile kendi eserlerine bakmalarını ve sonuç karşısındaki şaşkınlıklarını izlemek tarifsiz bir keyif. Çok sakin bir insan olmama rağmen atölyelerden sonra kendimi o kadar enerji dolu hissediyorum ki uzunca bir süre yerimde duramıyorum. Şimdiye kadarki geri bildirimler atölye programlarını uzatarak detaylı eğitimler gerçekleştirmem yönünde. Bu benim de değerlendirdiğim bir konu.

Bu sinerjiden sonra işinize eklemek istediğiniz neler oluyor, pazardaki eksikleri ve beklentileri görerek yeni ürün ve hizmetler geliştiriyor musunuz?

Yeni ürün ve hizmetleri sürekli geliştiriyorum ancak bir süredir önceliğim üründen öte bir sosyal fayda yaratmak yönünde. Darwin’s’in yarattığı sosyal faydanın atıkları değerlendirmekle sınırlı olmasını asla istemiyorum. Benim için çok değerli bir dernek olan Hayata Destek ile birlikte birkaç bacaklı bir farkındalık ve ileri dönüşüm projesi üzerinde çalışıyoruz. Örneğin bizim evimizde kaldığımız, daha doğrusu evimizde kalabilme lüksüne sahip olduğumuz bugünlerde, mevsimlik tarım işçileri bizim yiyeceğimiz sebze ve meyveyi ekebilmek için göç etmeye başlıyorlar. Bu insanların bırakın sosyal mesafeyi koruyabilmesine suya sabuna bile erişimi çok sınırlı. Bu konuda bir değişim yaratabilmek için elimden geleni yapmaya çalışıyorum, çok yakın zamanda somut olarak neler yaptığımızı da ortaya koyacağız.  

   Dünya’da sizler gibi diğer örneklere baktığınızda ülkemizde neyi görmek üzücü, ve neyin daha çok iyileşmesini isterdiniz?

Anadolu, gerek bitki çeşitliliği gerekse bitkisel boyama teknikleri ile bitkisel boyama literatüründe çok ayrı bir öneme sahip. Buna rağmen bu zanaatın bizlere kadar ulaşmamış, hayatımızdan silinip gitmiş ve değersizleşmiş olması beni gerçekten çok üzüyor. Ülkemizdeki dokumacılığın can çekişiyor olması, kara tezgahların ardı ardına kapanmak zorunda kalması çok üzücü. El emeğinin böylesine ucuz ve değersiz olması çok üzücü. Bütün bunların değişmesini ve iyileşmesini çok isterdim. 


You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply