Dicle Çiftçi: Resimlerimin hikâyesini bakan kişiler yazsın isterim

Her fırça darbesiyle kadınların kimlik ve yeterlilik sorgularını vurgulayan genç sanatçı Dicle Çiftçi ile sanatsal yolculuğunu, kendi kimlik sorgusunun sanatına nasıl ayna olduğunu konuştuk.

Kısaca seni tanıyabilir miyiz?

Dicle Çiftçi,1989 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü 2015 mezunuyum. Çalışmalarıma hala İzmir’de devam ediyorum.

Kendi sanatsal kimliğini nasıl keşfettin ? Çocukluk anıların var mı ?

Derslerde konsantre olamayan öğrencilerdenim bu yüzden defter kitap kenarlarına bir şeyler çizerek başladığımı hatırlıyorum. Onun dışında daha küçükken de resme ilgim varmış ama bunun çok özel olduğunu düşünmüyorum, hemen hemen her çocuk resim yapmayı severek başlıyor hayata bence.

Meselen, kadının metalaşması, ve standarlaştırılmaya çalışılması mı ? Bu konuyu biraz açıklayabilir misin ? Makul diye kabul edilen değerlendirmeyle hepimiz karşılaşıyoruz. Böyleyse bir kadın olarak bu meseleyle senin deneyimin nasıl oldu?

Evet meselem kadının kalıplar içine alınması ve hatta öyle olmak zorunda gibi davranılması. Bu konu kendi komplekslerimden yola çıkarak farkındalığa varmamla oluştu. Kendi fiziğimde kusurlar buluyorken, etrafımdaki bütün tanıdığım kadınların kendinden şikayetçi olduğunu gördüm. Bize dayatılan hemen hemen ortak bir güzellik algımız vardı ve bu yüzden kendimizi beğenmez olmuştuk. Bu yüzden önce kusurlu sayılabilecek ama özgüveni olan kadınların resimlerini yaparak başladım. Sonra kusursuz ama benim yarım bıraktığım resimlere dönüştüm. Bazen çok karakteristik bir model seçiyorum kendime, bazen çok simetrik bir mankeni..

İnsanların portredeki tek bir bakışla kendilerinde hissettikleri duygu durumu ve hikâyeyi duymak beni de çok mutlu ediyor.

Bir teknikten öte kızlarında yoğun bir duyguyu ifadeleştiriyorsun. Her kızın kocaman bir hikayesi, söyleyeceği var gibi geliyor. Bu ifadeleri  ve duyguyu çalışırken yaratım sürecini biraz paylaşabilir misin?

Yaptığım resimlerdeki kadının bakışı ve duruşu önce beni etkiliyor. Herkes ‘’benim de resmimi yapsana ‘’ gibi şeyler söylüyor ama ben bakışında derinlik olan modeller kullanmayı tercih ediyorum. Mutlu kadınlar çizmeyi kendi açımdan kabul edilir bulmuyorum. Kendini sorgulayan, izleyene kendini sorgulatan ve hatta ayna tutan ifadeler yer alıyor bu kadınlarda. Resimlerimin hikâyesini bakan kişiler yazsın isterim ki çokça karşılaşıyorum, insanların portredeki tek bir bakışla kendilerinde hissettikleri duygu durumu ve hikâyeyi duymak beni de çok mutlu ediyor.

Sanat yolculuğunda kilometre taşı diyebileceğimiz seni dönüştüren ve başka bir noktaya taşıyan olaylar, insanlar projeler var mı, varsa nelerdir ? Duraklar yada dönemeçler gibi ?

Elbette var.Tek başına başarılı olmaya pek inanmıyorum. Birileri sana dokunur ve devamını sen getirirsin. Okula hazırlanırken gittiğim kurs yerindeki hocam, benim kafamı en çok açan insandır. Vizyonuyla çok şeyin farkına varmış ve ona göre yönelimimi yapmama yardımcı olmuştur. Okuldan sonra yıllarca garsonluk yapıp, özel okulda öğretmenlik deneyimlerimden sonra katılma şansı yakaladığım Mamut Art ise ikinci şansımdı. Burada görünür kılındıktan sonra İzmir’de yaşamama rağmen İstanbul bağlantılarımı kopartmamak için gidip geldiğim süreçler yaşadım, hala da yaşıyorum. Bunda da erkek arkadaşımın kendi alanındaki başarısı ve tutkusu benim bu işin peşini bırakmamam gerektiği konusunda beni epey azimlendirdi. Başkalarının da olacağına emin gibiyim.

Nasıl besliyorsun kendini çalışma disiplininden ve günlük rutininden bahsedebilir misin ?

Rutinim son beş yıldır yoğun bir şekilde kapanıp çalışmak ve sonra çıkıp gezmek, görmek olarak devam ediyor. Gittiğim yerlerde etkilendiğim şeyler yaptığım resimlerde kendini pek göstermese de bana çok şey katıyor ve  resimden sonra en çok bağımlısı olduğum şeyin yeni bir yer görmek olduğunu söyleyebilirim. Sonra tekrar atölyeme dönüp resimlerimin başına geçiyorum.

Üretim pratiğinin içinde ilham aldığın sanatçılar var mı ?

İlham aldığım sanatçılar okul zamanında kendini göstermeye başlamıştı aslında. Belki isim olarak  tek tek saymam gereksiz olur ama tarz olarak kalın boya ve deformasyonla ilgilenen sanatçılara özel bir ilgim oldu. Resimlerine dakikalarca bakıp o tuş tuş diyebileceğim boya darbelerine bakardım. Özellikle figuratif resimlerle ilgilendim zaten hep. Şu anda internet o kadar geniş bir ağ ki sosyal medyadan dünyanın her yerinden yeni, eski sanatçıların işlerini inceleme şansımız var.

Genç sanatçılara kendilerini geliştirebilmeleri için tavsiyelerin neler olur?

Tavsiyeler verecek kadar yaşlı olduğumu düşünmüyorum  🙂 ama kendi deneyimlediklerimden yola çıkarak yine de şunu söyleyebilirim belki; Zaten sanat, spor vs alanlarında gelişmemiş bir ülkede yaşıyoruz. Ressam olduğunu söylediğinde peki ama asıl işin ne denilen bir ülke, o yüzden sabırlı olmak çok önemli. Para kazanmak için resim yapmaktan vazgeçen çok arkadaşım oldu. Para kazanırken bile eğer içinizde bir yerlerde resim yapmadığınız için bir huzursuzluk varsa kesinlikle ona zaman ayırın. Sergilere katılmaya çalışın, birileriyle tanışın. Başka türlüsü nasıl oluyor bilmiyorum.

Genç bir sanatçı olmanın ülke genelinde zorlukları nelerdir ? İzmir’li İstanbul’a gidip gelen bir sanatçı olarak bu şehirlerin sanat ortamını değerlendirebilir misin ? Sanatçıların üretimlerini sunabilmeleri için yeterince desteklendiklerini düşünüyor musun ?

Sadece sanat üretiminden kazandığı parayla yaşamak zorunda olan insanlarız. Tercihimiz bu yönde. Yaptığımız işten aylarca  kazanamadığımız da oluyor, bir anda kazandığımızda. Demin de bahsettiğim gibi devlet destekli sanatçılık gibi bir şey söz konusu bile değil. Üstelik bir de İstanbul dışında bir yerde bu işi yapmak istiyorsanız işiniz iyice zorlaşıyor. Çünkü İstanbul’da insanlarla sosyalleşmenin, sergilere gidip gelmenin, koleksiyonerlerin atölyenizi ziyaret edebilmesi gibi güzel yanları var ama bunu da ben istemedim. Orada yaşasam çok daha farklı olacaktı belki çok daha fazla sergi yapma imkanım olacaktı ama resimlerime odaklanmam zorlaşacaktı gibi geldi hep. Buradan da bir şekilde yürütebiliyorum yıllardır. İstanbul’ a gidip gelmek yeterli oluyor, orada yaşamak şart değil diye düşünüyorum.

Bundan sonraki çalışmaların nasıl olacak ? Projelerin neler ? Ulaşmak istediğin hayalin nedir mesela ?

Bundan sonraki projelerim hakkında konuşmak için erken olabilir, sürekli evrimleşen değişen bir şey sanat. Normalde her yıl kendime hedefler belirler ve onları yapmak için de uğraşırım fakat bu 2020 yılı biraz enteresan bir yıl oluyor. Yurtdışında daha çok sergiler yapmak ve daha bilindik bir sanatçı olmayı çok isterim.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply