Sanat ve Tasarımın buluştuğu ev

Sanat ve tasarım severlerin en ilham aldıkları, bohem ruhlu insanların sokaklarında en özgürce dolaşabildekleri Cihangir’de bir ev.. 100 küsür yıllık bir Beyoğlu apartmanında: ahşap rabıta zemin, giyotin camlar, 4 metreye yakın bir tavan yüksekliği ve bir cumbası ile son derecek nostaljik mimari detaylara sahip evin ruhunu sevgili Başak Tarkın’dan dinledik.

Hani hep sizlere soruyorum ya; bu evde değil de başka bir evde yaşayacak olsanız burayı nasıl dekore ederdiniz, ve hayalinizde nasıl bir ev var diye, artık sormaktan vazgeçtim. Sanırım içinizden bir tek benim dekorasyon konusunda sınırım yok. Tahammül edemeyeceğim tek şey avangart ve neo klasik bir ev dekore etmek, bunun dışındaki tüm konseptlere açığım. Endüstriyel, country, rustik hepsini hayatımın farklı dönemlerinde dekore etmeyi hayal ediyorum. Ama bunlardan en önemlisi ve en çok içimin gittiği ise Galata, Cihangir hattında yüksek tavanlı eski bir apartman dairesi. Hal böyle olunca Cihangir’de bir Ev‘ i görür görmez vurulduğumu söyleyebilirim.

Fotoğraf Home Art Dergisi için Burak Teoman tarafından çekilmiştir.

Eğitimini moda üzerine aldığını biliyorum, şu dönem neler yapıyorsun, mesleğinden uzaklaştığını söyleyebilir miyiz?

   Birkaç yıl önce moda sektöründeki aktif çalışma hayatımı sonlandırıp uzun zamandır yapmak isteyip yapmadığım iki şeyi hayata geçirmeye karar verdim. Bunlardan ilki  MSA’da ( Mutfak Sanatları Akademisi) profesyonel aşçılık bölümünü bitirmek, diğeri ise bir barista gibi profesyonel kahve yapabilmekti. Bunlardan ikisini de yaptım. Bu süreçte, moda tasarımından profesyonel meslek anlamında çok uzaklaştım. Ama her alanın kendine has dönemsel moda-tasarım kültürü olduğunu söyleyebiliriz. Bunu keşfettikten sonra, asıl mesleki eğitim ve deneyimlerime uzaktan bakarak bir nevi ona daha da daha da yakınlaştığım bir sürece girdiğimi söyleyebiliriz.   

Peki tüm bu bilgi ve birikimleri ev dekorasyon stiline nasıl yansıttın?

Kendi ev dekorasyon stilimde, bundan önce yaşadığım evlerin tamamında da hep aynı şekilde gelişen bir süreç oldu. Yaşadığım alanın içinde bulunmasını çok istediğim bir şey buluyorum; bu bazen bir duvar rengi olabilir, bazen küçücük bir mum, bazen evde görmek istediğim genel bir tarz da olabilir fark etmiyor. Sonra o şey her ne ise fikir anlamında onun etrafında dolanarak diğer her şeyi tamamlamaya çalışıyorum. Bu evde de ilk başta “asimetri!” diye tutturmuştum. Asimetrik bir ayna ve bir orta sehpa edinip kalan her şeyi tamamlayıcı olarak seçtim ya da kendim tasarlayarak yaptım.   

Fotoğrafta ilk dikkatimizi çeken haritada yerini bile bilmediğimiz Faroe Adaları’ndan bir sanatçının eseri. Yaptığı işlerin ilginizi çekebileceğini düşünerek linki aşağı bırakıyorum.
https://www.instagram.com/gurilla_design/

Seninle ilk karşılaştığımda evin Cihangir’de olması, ev dekorasyonunda sanatı ve tasarımla harmanlıyor olman bana çok ilham vermişti. Evini dekore ederken radarında neler vardı, nelerden ilham aldın?

Öğrencilik hayatı İstiklal, Cihangir, Asmalımescit üçgeninde geçen son şanslılardan biriyim. Bu civarların kendine has bir kaosu var, ben trafiğinden kalabalığına, gürültüsüne kadar bu kaosun içinde çok iyi hissediyorum, bundan beslenerek yaşamayı seviyorum. Fakat diğer yandan yapı olarak kendi tertipli düzenli sakin alanına da çok ihtiyaç duyan bir tarafım var. Sanırım bu yüzden bu evde de, bugüne kadar yaşadığım diğer evlerde de, bilinçli olarak hep kargaşanın ortasına kendi minik çadırımı kurduğum bir düzen oluşturdum, benim ihtiyaçlarıma en iyi cevap veren formül buydu. Cihangir, sanat, tasarım ,şehir hayatı vs. hepsi bu formülle bir araya gelmiş oldu.

KENDİMİ YÜZ DE YÜZ EVİMDE BULUYORUM

BAŞAK TARKIN

Bu ev senin ruhunla ne kadar örtüşüyor, ne kadar kendini buluyorsun?

Giyinme odası ve mutfağı ne yazık ki günlük beklentilerime hem estetik hem ergonomik açıdan tam anlamıyla cevap veremiyor olsa da evimi cok seviyorum, kendimi yüzde yüz burada buluyorum.

Hayal ettiğin evde mi yaşıyorsun, ya da bir gün buradan ayrılacak olsan nasıl bir evin olmasını hayal edersin?

Ben bir yere ” burası artık benim evim ” dedikten sonra hemen oraya dokunmaya, dönüştürmeye başlayıp, büyük bir aidiyet oluştururum. Hiçbir yer hayal etmem, elimdeki ev benim seçimimse, isterse minicik köhne bir ev olsun isterse deniz manzaralı… Benim için hiçbir farkı olmuyor, orayı yapmaya başladığım anda hayallerimdeki ev zaten oymuş gibi heyecanlanırım, başka bir ev düşlemem hiç. Hayalimdeki ev diye bir şey bende hiç olmadı yani.

Evcil hayvanın da var bildiğim kadarıyla. Evini dekore ederken bu evcil hayvan faktörünü de göz önünde bulundurdun mu? Bildiğim kadarıyla büyük ırk bir köpeğin var?

Evet Venüs’ümüz var. Evcil hayvana göre ev yapmak renk, kumaş, kırılabilir dekoratifler derken insanı bir ev stili yaratma sürecinde çok bağlayıcı bir sıkıntıya dönüşmeye başlayabiliyor. Çok da haklı sebepler her biri, ama bunlar biraz karaktere bağlı tercih meselesi. Ben salonu dekore ederken, normalden biraz daha itinalı (düzen, tertip, temizlik) davranarak yaşamayı göze alıp, Venüs’e göre dekore etmek yerine kafama göre dekore etmeyi tercih ettim. Eşya dediğin temizlenir, kırılanın yerine daha iyisi alınır, çok da kafaya takmamak lazım.

Peki evinin dekorasyonu senin için her daim yaşayan bir süreç mi, yoksa artık tamamen bitirdik her şey oldu diyebilir misin?

Hiç biter mi? Bitmedi elbette. Ama şimdilik çok memnun olduğum, henüz doyup sıkılmadığım bazı spotlar mevcut, artık bir süre oralara dokunmam. Ama hala eklemeler ya da çıkarmalar yapıyorum, kısacası değişimler devam ediyor.

Merak ediyorum evin için obje ya da aksesuar alma alışkanlığın nasıl?

Bu alışveriş konusunda kontrolden çıktığım yılları, yıllar geçtikçe ciddi ciddi geride bıraktım. Uzun zamandır alışveriş konusunda çok gurur verici bir alışkanlık oturdu. Bir şeyi gerçekten çok beğenirsem sorgusuz alıyorum, ama yalnızca gerçekten çok beğenirsem. Piyasada tasarım çizgisi anlamında gerçekten özel ve iyi ürün zaten çok az olduğu için geriye alabileceğim çok az şey kalıyor.

Cihangirdeki bir ev dışında hangi evde olmak sana kendini iyi hissettirir?

Simge adında çok yakın bir kız arkadaşım var, onun evinde kendimi çok iyi hissediyorum. Evi, bizler gibi dekorasyon meraklısı insanların tam aksine-hatta çoğumuzun anne evinden alışık olduğu ve belki de özlediği gibi- hiçbir özel zaman ve emek harcanarak dekore etme çabasına girmeden, yıllar geçtikçe oluşmuş. Bu evin ihtiyaçlara göre eklenen eşyalarla sonunda muhteşem bir enerjiye sahip bir eve dönüşmüş. Bu evin aslında çok kemik bir yapısı var her şey çok oturmuş durumda, buna karşın bir o kadar yaşayan bir ev. Hiçbir mobilyayı diğerlerinden ayırıp “bu güzel, bu eski” ya da “bu uymamış” vs. diyemiyorsunuz. Ne ise o olmuş ve size iyi gelen müthiş iyi bir enerjisi var.

You Might Also Like

1 Comment

  • Reply
    BAŞAK TARKIN: "İstanbul’un her yerini bir turist gibi gezmek istiyorum."
    Mayıs 2, 2020 at 6:06 pm

    […] önceki yazımızda, Sevgili Başak Tarkın’ın sanat ve ilham dolu evi için “Sanat ve tasarım severlerin […]

  • Leave a Reply