Buse ve Ali Dövenci: “Ev ikimizden de izler taşıyor.”

Hani derler ya evinin kapılarını ilk kez bizlere açtı. Evet gerçekten de öyle oldu. Trc Amerikan Dinner markasının kurucusu Ali Dövenci ve N.Buse Doğrular Dövenci’nin evindeyiz. Karantina sürecinden çok kısa süre önce bir araya geldiğimiz Buse ve Ali’yle mesleki kazanımlarının ev dekorasyon stiline yansımasını ve yeni projelerini konuştuk. 

Bu evin her bir köşesinde öyle çok hikâye var ki gözlerinizi almak imkânsız. Ben her İstanbul ziyaretimde bir koşu bir kaç kare çekmeye gayret eder, özledikçe de bu güzel karelerle kendimi avuturum. Çoğu zaman evde yenilik var mı, aileye yeni üyeler katıldıysa da benimle paylaşmasını rica ederim Buse’den. Ve her seferinde de ısrarlar sorarım, bu kadar stil sahibi bir evi neden paylaşmaktan kaçındığını; “Şimdi sen sorunca fark ettim,  sanırım bu konuda biraz gelenekselciyim. Aile olarak ince bir çizgide büyüdüm. İster davetli misafir olsun ister tanrı misafiri, kapımız her zaman herkese açıktı fakat evin içi bizim için her zaman mahremiyet gerektiren bir yerdi.” diyerek açıklıyor.

Buse’nin evi Kuruçeşme’de bir yokuşta iki katlı eski bir köşk ve üç daireye bölüştürülmüş durumda.Şimdilerde alt katı deneme mutfağı yapılmak üzere inşaat aşamasında. Bir YouTube projesinin hazırlıkları içinde olan Ali ve Buse, evde kendi yaşantılarını konu edecek çok tatlı bir fikirle ekran karşısına geçmeye hazırlıkları içindelerdi en son. Malum karantina günleri ile birlikte şimdilerde herkesin gündemi değişse de, belli olur mu belki her an sürpriz bir projede rastlayabiliriz bu sevimli çifte.

” Bu evin bir ruhu var… Biz dekore ederken sözü ona bıraktık, evi dinledik. Ve evin tadilat sürecinde adeta hazine bulmuş gibi hissettik. Duvarlardan ateş tuğlası çıktı, zeminde kullanılan laminant parkenin altında karşılaştığımız meşe ağacı bizi çok mutlu etti. Fakat ne yazık ki o kadar çürümüştü ki kurtaramadık.” diyerek başlıyor evin dekorasyon hikâyesini anlatmaya.

“Modern ve bizim ruhumuzu yansıtan antika detayları bir araya getirmeyi tercih ettik. Açıkcası bu süreçte evi tek başıma dekore ettiğim söylenemez, bu ev ikimizden de izler taşıyor.”

Sevgili Buse ve eşinin tam bir antika tutkunu olduğunu söyleyebiliriz. Eskiyi ve yeniyi harmanlamanın zaman kavramını unutturduğunu söyleyen Buse, yaşanmışlık ve sonsuzluk hissiyatının verdiği enerjiyi sevdiğini belirtiyor ve ekliyor; “ Evi dekore ederken Ali’yle önceliğimiz bireysel ve bütünsel anlamda bizi yansıtan parça ve objeleri bir araya getirmekti. Modern ve bizim ruhumuzu yansıtan antika detayları bir araya getirmeyi tercih ettik. Açıkcası bu süreçte evi tek başıma dekore ettiğim söylenemez, bu ev ikimizden de izler taşıyor.”

Evde gri, yeşil ve mavi tonları oldukça baskın. Bunun başlıca sebebi, eşi Ali’nin özellikle griyi ve endüstriyel dokunuşları çok sevmesi. Buse ise, tam bir yeşil ve mavi tutkunu. Tabii tüm bu bütünlüğün yanında benim en çok merak ettiğim, soğuk renklerin, klasik antika mobilyalarla bir araya geldiğinde yakalanan bu sıcaklık hissini nasıl başardıkları. Onu da ” Evin ana renklerine hakim olan gri, yeşil ve mavi tonlarını ağaç mobilya ve aksesuarlara yer vererek daha yumuşak bir geçiş sağlamayı tercih ettik.” diyerek yanıtlıyor Buse.

İlhamını en çok çocukluğunun hafızasına kazınan görüntülerden aldığını belirtiyor, özellikle de halası olan Meserret hanımın evinden. “Vitrininde bulunan porselen tabak ve kristal avizeleri anımsadığında, kendi evimde de onun koleksiyonlarına benzeyen pek çok parçaya rastladığımı fark ediyorum.”

Buse ve Ali, bu güzel evi alelacele bir çırpıda dekore etmek yerine, işe Ayvalık ve İstanbul’un antikacı sokaklarında gezerek, nadide parçaları toplamakla başlamışlar. Seçtikleri parçaları birbirlerine uydurmaya çalışmak için ekstra çaba duymadıklarını belirten Buse’nin evinde, birbirinden farklı ve tek parçalar olmasına rağmen, son derece mükemmel bir uyumun yakalandığını söyleyebiliriz.

Evlerini dekore ederken peşine düştükleri parçalardan biri büfe olmuş. En nihayetinde meslekleri gereği işin mutfak kısmı kadar görsel tasarımı da önemli bir konu. Bu sebeple eşiyle biriktirdikleri tabak ve prop  objelerini güzelce sergileyecek, aynı zamanda depolama alanı olarak kullanacakları bir büfe arayışları olmuş uzun bir süre.

Bir büfenin, mutfağın neredeyse bütün bir yükünü kaldırabileceğini, bu yüzden evdeki anahtar parçalardan biri olduğunu belirten Buse “Biz bu büfenin Karadeniz’de eski ağaç evlerden çıkan tahtaların geri dönüştürülmesiyle yeniden mobilya olarak kazandırılması fikrini çok sevdik.” derken gözleri hala ışıl ışıl parladığını görebiliyorum. Eski yeniden değerlendirmek ve kullanılır forma dönüştürmek onun için pek kıymetli belli ki. Fonksiyonelliğin ön planda tutulduğu bu ürünün tasarımı ise tamamen kendilerine ait.

Bunun yanı sıra evde hikâyesi olan en güzel parçalardan biri de nişanında dekor olarak kullanıp sonra yatak başlığı yaptıkları oymalı ahşap kapı. Ama benim görür görmez bayıldığım ve onların da vurularak aldıkları bu antika dolabın hikâyesi ise çok başka.

“ Viyana tarzı antika elbise dolabımıza Cihangir’de görür görmez aşık olduk ve böylece nereye koyacağımızı bile düşünmeden aldık. Şimdi bütün ihtişamıyla salonda duruyor üzerinde de onu sevgiyle sarıp sarmalayan bir monkey monsteramız var.”

Ve tabii ki mutfakta epey zaman geçirmeyi seven Buse ve Ali’nin endüstriyel yaklaşımları ve otantik objelerle sentezledikleri mutfak bu evin en çok kendi hikâyesini anlatmayan isteyen üyesi. Ki bana sorarsanız çok da haklı. Kaldı ki ben de bu durumun farkındayım. Ortağımın gelmeden cebime tutuşturduğu soruları elimde sıkı sıkı tutuyor, “Seni daha uzun dinleyeceğim çaktırma” dercesine göz kırpıyorum ona. Mutfağı nesnel görmüyorum, kesinlik de o da evin bir ferdi…

Şaka bir yana sevgili Buse’nin bizim için yaptığı harika yemekleri yerken bir yandan da dinliyorum tabii mutfağın hikâyesini. Evde kendisi için en önemli yerin mutfak olduğunu belirten Buse bu yüzden açık raf sistemini tercih etmiş. “Mutfağım küçük olduğu için açık raf sistemi beni baya rahatlattı ayrıca o düzenli düzensiz kimsenin bulamadığı ama senin elinle şak diye istediğini bulup işine devam ettiğin sistemi seviyorum bence bir aşçı mutfağı böyle olmalı karmaşık görünebilir ama kendi içinde düzenli.”

Hikâye bununla da sınırlı kalmıyor tabii. Dedik ya bu evin fertleri içinde en çok kendisinden bahsedilmesi isteyen o diye, biz de bu yüzden sözü Buse’ye bırakıyor mutfak hikâyeleri bölümümüzde ayrıca dinliyoruz mutfakta neler olup bittiğini.

Ve evde mutfağı, yeşil kanepesi ve terasının ona her ev gelişinde “oh be dünya varmış” dedirtmesine rağmen evin en değerlisi çiçeklerinden söz etmeden de geçmiyor; ” Ben Ayvalık’ta büyüdüğümden çocukluğum sürekli bahçeli evlerde ve Rum evlerinin dokusunda geçti. Bana göre bir evin mutlaka doğaya açılan bir kapısı olmalı. Bu bir bahçe veya çiçeklerle dolu bir teras da olabilir, ben yeşile dokunmadan çiçeklerle konuşmadan yaşayamam. Benim için bu evin en değerlileri onlar çünkü hepsinin ayrı bir karakteri ve huyu var. Onları çok seviyorum.”

Ve şu günlerde tahmin ediyorum ki Buse’nin evinde bolca vakit geçirdiği terasından ve yine bakmaya doyamadığım tatlı karelerle kendilerini sayfamdan uğurluyorum.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply