Buluştuğumuz Yer Burası: ARTLOCALİST

“Yürüyorum düş bahçelerinde,

Gördüm düşümden daha büyük bahçe yok…”

                                                                  Sezen Aksu

Bir süredir kendimi ilham verici İstanbul’un sokaklarında yürürken hayal ediyorum. Acaba bu günler bittiğinde en çok hangi mekânda, hangi masada ve kimlerle bir arada olmak isterim diye soruyorum kendime. Her şeyin normale dönmesi Ekim ayını bulur diyorlar, bu da bizim için dolu dolu 1 yıl demek. Sanatın birleştirici gücü sayesinde bohem ruhlu insanlarımızla bir araya gelebileceğimiz bu güzel buluşmaya ev sahipliği yapma fikri beni heyecanlandırıyor. Düş gücü yaratmanın başlangıcıymış, bizim için de her şeyin düşleyerek başladığını söyleyebiliriz. Bu noktada Boho Living Art’ın ilham kaynağı, çok sevdiğim birinin sözleri geliyor aklıma “Umarım bir gün senin gibi hayalleri olan herkesle buluşur, onları güzel insanlarla buluşturursun.”

 İlk kurduğum düştü bu; Bizler ev hayatını çok seven, içinde sanat ve edebi arayışlar olan birkaç bohem ruhlu arkadaşız derken henüz hiç tanışmamış olduğumuz sizlerden bahsediyordum aslında. Tüm amacım, kendi potansiyelini gerçekleştirmek isteyen insanlara aracılık etmek ve bu yolculuktaki hikâyelerini uzun masaların etrafında konuşmaktı. Ve itiraf edeyim İstanbul’da da bir sanat durağımız olsa, arada ilham alsak, konuşsak, tartışsak, fikir üretsek derken yollarımız Artlocalist’le kesişti. Biz de karantina günlerinde zamana yolculuk yaparak orada buluştuğumuzu düşledik.

Balat’ın merdivenli yokuşlarından Sezen Aksu’nun sözleriyle çıktığımı düşlerken, uzun zamandır görmediğim bir dostla kucaklaşacak olmanın heyecanı var üzerimde. Rengarenk cumbalarıyla sanki birbirlerine eğilmiş iki lafın belini kırmakta olan tarihi evlerin muhabbetlerinin arasından geçip giderken; sanat evleri, tasarım dükkanları, atölyeleri ve antikacılarının yanından geçip Artlocalist’de alıyorum soluğu. Ona anlatmak istediğim öyle çok şey var ki, sakince anlatacaklarımı dinleyeceğinden de eminim. Önce kendime güzel bir kahve söyleyerek bizim için ayrılan masaya geçiyorum. Usulca bir köşede yazı yazan senariste takılıyor gözlerim, mekânın ona ilham veriyor olmasına şaşmamalı. Bunu neredeyse haftanın beş günü yaptığını öğrenince kim bilir belki de bir gün ben de kitabımı burada yazabilirim diye düşünmeden edemiyorum.

Sanat, tasarım ve felsefenin; mekânın içinde yaydığı titreşim, o somut, sıcak ve rahatlatıcı hissi bana baharı hissettiriyor. Artık kaçırmış olmaya üzülmüyorum. Artlocalist özlediğim ve geri getirmek istediğim her şeyi bana tek tek sunuyor gibi. Dönüşümü ilke edinen tavır ve farklı dallarıyla uzandığı gövdesi bana tek ve hür bir ormanı anımsatıyor. Şehrin içinde bir sanat durağı olmasından da öte, doğaya dönmek istediğimde gölgesinde dinlenebileceğim bir ağaç bulmuş gibiyim şimdi. Tüm yaratıcı fikirlerimin burada köklenmesi için ihtiyacım olan ilham Artlocalist’de fazlasıyla mevcut. Yapmam gereken tek şey mekânsal farkındalıkların ötesinde burayı hissetmek oluyor.

Tuğla duvarlarına dokunarak, merdivenlerinden aşağıya iniyorum. Buranın her santimetrekaresine kadar hikâyesini dinlemek istesem de bastığım ahşap zeminin çıtırtısıyla kendime geliyorum. Ustaya saygıdan! Buranın çok önceleri bir marangozhane olduğunu bilmemle, sanatın ve zanaatın bir arada yaşandığı bu mekâna olan merakım giderek artıyor. Sanki son gelişim gibi her yerini kurcalamak istiyorum.  

Artlocalist, her katında farklı disiplinlerin bir araya gelerek kendi sesiyle yankı bulduğu ve birbirleriyle buluştuğu bir yer olarak tasarlanmış. İlk katta sergilere yer verilirken diğer katlarda sanatsal atölyeler ve çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapılıyor. Bugünkü etkinlik, çalışmalarını beğenerek takip ettiğim bir tiyatro sanatçısının söyleşisi. Bu defa katılamayacağım gibi duruyor. En azından sergiyi görme şansım olduğundan elim boş gitmeyecek.

Aceleci bir tavrım olduğu sizin de dikkatinizden kaçmamış olmalı. Heyecanlanıyorum bohem ruhlu insanlarım, düşünsenize ilk İstanbul toplantımızı yapacağız. Üstelik şehrin dört bir tarafından gelen bohem ruhlu insanlarımızla. Hava güzel, belki dışarıda otururuz, hatta bana sorarsanız uzun masaya sığacak gibi durmuyoruz. Çünkü baksanıza ailemiz gitgide büyüyor ve bizim gibi hayalleri olan herkesle buluştuğumuz yer burası, Artlocalist oluyor.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply