A.Barış Öndül: “Hem çok bohemim, hem de hiç değilim.”

Tanıştırayım, Ali Barış Öndül. Hem çok bohem hem de hiç değil… Hem çok iyi tanıyor gibiyim hem de hiç değil. Bir an önce içini didiklemek, tanışıp kaynaşmak istiyorum. Bakalım ne kadarı bohem, ne kadarı değil?

İlk Daire‘nin videosunda rastlıyorum kendisine. Sayesinde ilk defa orman ev nasıl olur, benim de olsa fena mı olur derken bakıyorum ki fena halde bu güzel yürekli insanın etkisi altındayım. Artık nerede bir kaktüs görsem, aa bunlardan barışın evinde de vardı diyebiliyorum mesela. Ya da komodinimin üstüne hasbelkader bıraktığım güneş gözlüklerimi görünce aklıma yine Barış geliyor. Sanki İzmir’e her gittiğimde Barış‘ın evinde misafir olmuşum da, bu tatlı anıları da valizime benimle birlikte gelmeleri için atıvermişim gibi.

Neden sonra hadi diyorum kendi kendime. İşleri ağırdan almak yerine aramızda ki bu bağı kuvvetlendirelim. Bakalım ben bu güzel insanı ne kadar iyi tanıyabilmişim. Böylece onu tanımaktan çok mutlu ve arkadaşı olduğu için kendini çok şanslı hissedenlerden grubuna dahil olmak için bohem ruhlu röportajlar serisine bir yenisini ekliyorum.

Hayattan aradıklarını bulmuş gibisin, ne kadarın bohem?

Hayatın içindeyken arayışlarını hiç dindirememiş ve bu durumdan da son derece keyif alan biriyim. Yaşadığım her anı iliklerine kadar keyifle yaşıyorum ve bu da enerjimi inanılmaz yükseltiyor. Sanırım manik bir yapım var. Sürekli devam eden bir arayışın parçası olmak kimilerini huzursuz etse de, bende bu durum tam tersine işliyor, ruhum besleniyor. Bohem olmam konusuna gelecek olursak, eğer bu size dayatılan bir şeylerin karşında durup özgür bir ruh sergilemekse hem çok bohemim hem de hiç değilim. Kendime özgün bir ruhum hep var, bohem bir bakış açım ve kafa yapım var ama bohem bir yaşam stilim yok.

Yaşamaya çalışırken o kadar çok keyif alıyorum ki aslında yaşamaya çalıştığım hayalin içinde yaşadığımı fark ediyorum sonradan.

A. Barış Öndül

Hayal ettiğin yaşamın ne kadarını doyasıya yaşayabiliyorsun? Tutkulu ve özgürlüğüne düşkün birisin, önüne çıkan bir engel karşısında gardın düşer kabuğuna mı çekilirsin yoksa hırslanıp atağa mı geçersin?

Hayal ettiğim hayatın yüzde yüzünü yaşıyorum diyebilirim. Şu hayattan beklediğim daha çok paylaşım odaklı bir hayattı. Arkadaşlarım, ailem, yakın çevrem ve sosyal medya sayesinde yollarımızın kesiştiği bu insanlarla yaşamımı sınırsızca paylaşabiliyorum. Özgürlüğümün kısıtlandığını hissettiğimdeyse agresif birine dönüşürüm. Beni tanıyan yakın çevrem bu tavrımın geçici olduğunu bildiğinden kolayca tolere edilir bu durum. Sanırım daha çok yeni tanıdığım insanlara bunu koz olarak kullanıyorum☺

Bugüne kadar hayal ettiğin şeylerin ne kadarını hayata geçirebildin? İzmir’e taşınmak, freelance çalışmak bunlar bildiklerim mesela.

Aslında pek çok hayalim var.  Hayatı doyasıya yaşamayı seven biriyim, ki bu durum iş hayatımı da fazlasıyla etkiliyor.  Zamanımı daha esnek kullanmak istiyorum, kendime daha çok vakit ayırmak. Freelance çalışmak istememin sebebi kendi karakteristik yapımla örtüşüyor olması. İstanbul’da çalışırken işe en geçen ben gider ve yine en son ben çıkardım. Yani aslında daha çok çalışırken geri kalan zamanlarımı daha verimli yaşamamı gerektiren bir yaşam stilim var. İstanbul’da hiçbir şey yapmaya vakit bulamazken, şimdi ailemle daha çok vakit geçirebiliyorum. İzmir’de her yerin birbirine çok yakın mesafede olması beni daha da özgürleştirdi. Burada öğle saati spora gidebiliyorum, yazın sürekli denize gidiyor, terasımda güneşlenebiliyorum. Şimdi orada lüks olan her şeyin şu an eliminin altında olması hayal ettiğim hayatı yaşamama imkân kıldı. Ve evet İzmir’e taşınmak da hayal ettiğim hayatı yaşamam için  önemli  bir adım oldu.

Peki bu süreçlerde kendini  keşfettiğini söyleyebilir miyiz, artık hayattan ne istediğini bilen bir Barış Öndül mü var ?

Hayattan ne istediğimi tam olarak hiçbir zaman bilemiyorum.Hiçbir zaman tamam artık ne istediğimi buldum diyemem. Bu istediğim tam olarak beni tamamladığını düşünmediğimden veya yaşam amacımın bu olup olmamasından emin olmadığımla ilgili bir durum sanırım. Bunu söylemekten çok hoşlanmasam da diğerlerinden daha farklı düşündüğümün, hayata bakış açılarımızın farklı olduğunun farkındayım. Bu yüzden kimi zaman çok bocalıyorum, isteklerim hızla değişebiliyor. Daha  önce Paris Disneyland’da çalışabilmek için haldır haldır Fransızca öğrenmeye çalışırken şimdilerde bir botanik bahçede  gönüllü olarak çalışabilmek ve orada iş yapabilmek için Fransızca öğreniyorum. Kısacası halâ ne istediğimi bilmiyorum.

Vintage gözlük koleksiyonun, botaniğe olan ilgin, evcil hayvanlara olan ilgini biliyorum. Peki mimar olmasaydın bu hobilerinden ya da tutkularından birini gelir modeline dönüştürmek ister miydin?

Üniversitede okurken 10 yaşımda yazdığım günlüklerim elime geçmişti. Daha o zaman bile çeşitli meslek gruplarıyla ilgili düşüncelerimden bahsederken, kendim için en uygun olan mesleğin mimarlık olduğuna değinmişim. Sanırım tasarım ve hayal gücünün desteklediği işlere olan ilgim çocukluğumdan geliyor. Mimarlığın da en güzel yanı, bir mekân tasarlıyor olmak. Zaman zaman bir mimar olarak bu fikirden çok uzaklaştığımı hissettiğim dönemler oluyor çünkü şu sıra sadece mobilya seçimleri ile birlikte bir mekân oluşturuyorum. (Şu an çalıştığım inşaat firmasının örnek dairelerinin iç mimari tasarımlarını yapıyorum.) Mimarlıkla ilgileniyor olmasaydım sanırım güzel sanatlarla ilgileniyor olmayı dilerdim. Öte yandan, vintage gözlük koleksiyonumu ve e-ticaret girişimlerimi ticari bir gelir modeline çevirmemle birlikte mimarlık mesleğime alternatif bir girişim oluşturduğumu söyleyebilirim.

Sahi o da merak ettiğim başka konu, nasıl başladı bu girişimcilik hikayen?

Özel bir üniversitede okudum ve okul arkadaşlarının aksesuara çok para harcadığına şahit oldum bir dönemdi. Vintage gözlüklere merakım vardı, sonrasında kadın gözlükleri de ilgimi çekti. O dönemde Kadıköy’de dayı diye hitap ettiğimiz bir abimizden ürün alıp okulda satmak istediğimden bahsettim. Şans eseri kapanan gözlükçüden elinde kalan 3 koli ürünü bana verdi. Her bir kolide 60 gözlük vardı ve bu 180 gözlüğü verirken “ sen zaten bu işe çok meraklısın. Al dilediğin kadarını sat bana da istediğin komisyonu ver.” dedi. İşte o gün işportacılık girişimim böylece başlamış oldu. – Çocukken böyle bir hayali de varmış Barış’ın-  Online platform olan Etsy’de mağaza açtım. Ve bu zamana kadar en keyif aldığım şey bu oldu. Birebir müşterilerle konuşmak ve onlara bir hayali satmak. İzlediğim bir yol vardı, gözlüklere bir hikâye yazıyordum. Mesela 1960 yılında sınırlı sayıda üretilen cateye bir gözlük modelinde bahsederken “sadece 100 tane üretildi ve 1960’ dan günümüze kadar bu gözlüklerin belki 99 tanesi çöpteyken sadece biri bu tezgahta ve şu an siz onu elinizde tutuyorsunuz.” demek benim için büyük hazdı. Sanırım bu alana yavaş yavaş evriliyorum.

Gelecek planların arasında seni bu alanda mı göreceğiz demek bu? Nasıl bir barış var mesela aklında, hiç kendin için vizyon planı yapar mısın?

Kendim için oluşturduğum bir vizyon devamlı  var. Nasıl bir Barış olduğunu çok ön göremiyorum çünkü benimle birlikte önceliklerim ve beklentilerim de devamlı değişiyor. Yakın gelecekte kendimi bir botanik bahçesinin işlemecisi olarak görebiliyorum.Bunun için adımlar attım ve devamlı kendimi geliştirmeye gayret ediyorum.

Biraz da ev hayatına dönelim. Evinin ruhu senin bohem ruhunla ne kadar örtüşüyor ve seni ne kadar tamamlayabiliyor?

Aslında yine hem evet, hem hayır. Evimi bohem tarzı olarak yorumlamak pek doğru olmaz, benim ki daha çok yeni gelin evi gibi ☺  Masalar üzerinde bir şeylerin durmasına tahammül edemiyorum, çok obsesifim. Buna rağmen evimi bohem tarz olarak adlandıramasam da benim ruhumla örtüştüğü çok açık. Ben dışarıdan bakıldığında çok sakin dursam da içeride kopan fırtınalarla mücadele eden biriyim. Hal böyle olunca evimde çarpıcı parçaların dingin objelerle iç içe geçmesi fikrinden hoşlanıyorum. Bu anlamda evim bohem ruhumdan izler taşıyor evet.

Çevrende başkalarının evlerini gezerken dikkatini çeken neler olur, kişilerin ev yaşam stilleri sende nasıl bir iz bırakır?

Çok acı ama ne yazık ki başka insanların ve başka hayatların evlerini gezerken dekorasyon anlamında ilgimi çeken bir konu olmuyor. Sanki bu insanlar için bu çok önemli değilmiş gibi… Zira benim içinde bir evin dekorasyonunu bir günde oluşması da benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Benim evimde tuttuğum bitkilerin bile 5 ya da 10 yıllık bir hikâyesi var,  bir geçmişi olmalı. Tüm bu yaşanmışlıkların bir araya geldiğinde anlam ve bütünlük kazandığını düşünüyorum. Yaşanmışlık yoksa İkea’nın 2019 mobilya kataloğundan kopyalanmış bir görüntü veriyor bana. Zamanla şekillenen,  belli şehirlerden belli ülkelerden toplanmış hikâyeleri görünce o zaman “tamam” diyorum. Bu evin bize anlatmak istediği bir hikâyesi var.

Çocukken aile büyüklerinin evinde görüp de kendi evine uyarladığın stiller neler?

Geçmişte gördüğüm evlerde duvarların bir sergileme alanı olarak kullanılıyor olması fikri beni çok etkilerdi. Geçmişte duvarla asılan obje ve tabloların yanı sıra büyük portre ve fotoğraflara rastlardık. Şimdilerde bu fikirden biraz uzaklaştık, sadece bir fotoğraf köşesi görüyoruz o kadar. Dekorasyon masada değil de duvarda olmalı bence. Bu da geçmişimde gördüklerimden bir iz herhalde. Kendi dekorasyon stilime de uyarladığımı söyleyebilirim.

Barış Öndül

Evimiz en çok kendimiz olduğumuz yer, hadi itiraf et dışarıda beni asla böyle göremezsiniz dediğin hangi hallerinle evinde buluşuyorsun?

Aslına bakarsan ev ya da dışarısı diye bir ayrım yok bende. Yolda yürürken kulağımda çalan melodinin ritme kapıldıysam ve o an için içimden dans etmek geliyorsa bunu yaparım. Kim ne der diye düşünmem. Ve evin içinde her an dışarı çıkacakmışım gibiyimdir. Hiçbir zaman rahat kıyafetler tercih etmem, neden bilmiyorum böyle bir alışkanlığım var. Buna rağmen insanların gözünü tırmalamaktan çekindiğim için kendi diktiğim giysilerimi giyerim. Ve bir de bolca kumaşlara sarınmış biçimde dolaşmayı sevdiğimi söyleyebilirim.

Editörün Notu: Sevgili Barış, şimdiye kadar tanıdığım bohem ruhlu insanlar arasında ( her ne kadar kısmen öyle olmadığını iddia etse de) arayışları hiç dinmemiş – ki dinmesin zaten – ışığı hiç tükenmeyecek biri. Onunla konuştuktan sonra gerçekten enerjiniz %100 artıyor. ve bu güzel insanın ışığından faydalanmak, aydınlanmak isteyen herkes için İnstagram profilini buraya bırakıyorum.

Işığınız bol olsun…

You Might Also Like

3 Comments

  • Avatar
    Reply
    Nihal Tansi
    Ekim 30, 2019 at 1:06 pm

    Canım yağenim ,Barış’ım, nasıl birisi diye sorduklarında en güzel böyle anlatabilirim her halde diyebilirim .. ancak ekliyebileceğim bir şey “ yüreği de muhteşem” dir..❤️

  • Avatar
    Reply
    Nil
    Ekim 30, 2019 at 11:36 pm

    Merhaba baris bohem gibi takilan ozentilerden degildir kendisi kendisidir 🥰

    • bohemorena
      Reply
      bohemorena
      Ekim 31, 2019 at 6:40 pm

      Kesinlikle size katılıyoruz 🙂

    Leave a Reply